12 Ekim 2022 Çarşamba

Parasızlıktan acil iş arayıp buldum

Japonya’ya geri döneli 20 gün oldu. Evde tat tuz kalmadı. Eşim ben geldiğimin ertesi gün 10.000 yen, bir hafta sonra da 5.000 yen mutfak harçlığı verdi. Son verdiği 5 bin yeni kıtım kıtım harçıyordum. Kendime özel bir şey almıyordum, sadece yemeklik için alışveriş yapıyordum ama o da çabuk bitiyordu. Ben kendisiyle konuşmuyordum. Çocuğa söylüyordum babana söyle evde para kalmadı. O babasına söylemesine sölüyordu ama eşim para vermiyordu. “Koynum da yılan besliyorum, onun karnını mı doyuracam bir de” diyormuş. Kızına da “Acıkınca dükkana gel karnını doyur” dermiş. Kız her gün akşama doğru ben dükkana gidiyorum diye çıkıp giderdi. 2 saat sonra dönerdi.

Türkiye’den dönerken birlikte peynir, zeytin, reçel, helva gibi kahvaltılıklar getirmiştik. Elimdeki parayla sadece ekmek almaya başladım. Çünkü para su gibi gidiyordu. Önceleri harçlık veriyordu, kızla kendime yemek hazırlıyor, ev de yiyorduk. Baktımki parayı kesti, çocuğu da dükkanda doyuruyor o zaman ben de alışverişi keseyim yoksa aç kalıcam dedim. Artık sadece ekmek alıp getirdiklerimle karnımı doyuruyordum. Hatta baba kız markete gidip noddle, ramen, japon yemekleri gibi şeyler alıp dolaba koymuşlar. Benim yiyemediğim tarzda japon yemeklerini çoçuk çok sevdiği için ona alışveriş yapıp eve göndermeye başladı.

Bütün paralar bitti, bozuklar kalmıştı. Sürekli kızı sıkıştırıp hiç param yok bir şey yap babandan harçlık iste diyordum ama ya kız beceremiyordu almayı yada vijdansız gerçekten acımıyor vermiyordu.

Yapacak bir şeyim yoktu. Sabah olunca acilen “İş ve işçi bulma kurumu” na gitmem gerektiğine karar verdim. Sabah uyanır uyanmaz ayak üstü zeytin, ekmek atıştırıp iş bulmaya çıktım. İşçi bulma kurumuna oturdum, görevliye “Bana çok acil, mümkünse hemen yarın başlayabileceğim bir iş arıyorum” dedim. Hafta da kaç saat? saatliği kaç yen olsun? gibi sorular sordu ama ben hiç farketmez acilen bana para lazım ne iş olursa yaparım dedim. Yarım saat içinde onlarca iş buldu bana. Ama hiç birini yapmamıştım. Hem saati uzun hem de bir saati 1.200 yen olan iki iş seçtim. Otel de iş buldum. Hemen arattım, acilen iş görüşmesi ayarlattım ve ertesi gün her ikisine de iş görüşmesine gittim.

Gittiğim iki iş görüşmesi de olumlu geçti ve hemen işe alındım. Giderken neler götürmem gerektiğini söylemişlerdi zaten. Bir de kurumun verdiğin tavsiye mehtubu ile pasaport, kimlikte hazırdı. Japon imzasını (hanko) da yanıma aldım. Her iki işe de kabul edildim. Birisi dedi yarın gel başla, diğeri de 3-4 gün sonraya gün verdi.

Hala sadece ekmek alabilecek kadar bozuk paralarım vardı. Bir paket ekmekte de 5-6 dilim ekmek var. Ben günde 2 dilim yesem o paket bana 3 gün gider diye hesap yaptım. Olmadı evde az un da vardı krep tarzı bir şey de yapar her şekilde kendimi aç bırakmam dedim.

İş başladı başlamasına, hemen müdüre ilk maaşımın ne zaman yatacağını sordum. Bu ayki maaşın içeride kalacak, öbür aydan sonra maaş alacaksın dedi. Diğer otel de aynı dedi. Ben ne yapacağım şimdi? 2 ay nasıl geçecek bu şekilde?

işe başladıktan sonra bir daha hiç izin kullanmadım. Her iki işi haftaya böldüm. Haftanın yarısına birini, diğer yarısı diğerine gittim. Para kazanmam, biriktirmem gerekiyordu çünkü. Bu gidişat hiç iyi görünmüyordu.

Sabaha kadar eşimle konuşmuyor, görüşmüyor, aynı evde iki yabancı gibiydik ama sabah olunca ben iş başı yapınca telefonum hiç susmamaya başladı. Saatte 20 mesaj geliyordu. Tehtid üstüne tehdit. Kendini toparla, kendine gel, kim sana okudu, kim seni bu hale getirdi. Sen böyle değildin birisi sana kesin büyü yaptı falanlar. Ya göz görüyor, kulak duyuyor. Bu olanlar normal geliyor adama. Ben baş kaldırmaya başladım diye biri bana okuyup üflemiş ona göre.

Ben böbrek hastası olduğum için sürekli litrelik pet şişeyle dolaşırım. Yatarken de baş ucuma koyar, Gece kesinlikle lavaboya uyanırım. Her uyandığımda da o sudan bol bol içip geri uyurum. Bir gece onun gelme saatine yakın yatağa girdim. O gelince örtüyü çekip yatıyormuşum gibi yaptım. Sonra baktım tıkır mıkır yanıma yaklaştı. Sonra da uzaklaştı. Hafif örtüyü çekip izledim. Bir kase çıkarttı. Kaseye su doldurdu. O suyu da benim pet şişeme doldurup yine sessizce yanıma yanaşıp şişemi aynı yere koydu gitti. Oda karanlıktı. Bir tek girişte minik bir ışık vardı, gözümü yarım açık olduğunu farketmedi.

Anlamıştım ne yaptığını. kesin birine okuttu, üfletti o suyu bana içirteceklerdi. Yaklaşık 2 saat o şekilde kendi yerine geçip uyumasını bekledim. Ne zamanki horlamaya başladı ben de sessizce şişemi alıp lavaboya geçtim. Şişenin içindeki suyu tamamen lavaboya döktüm, çalkaladım, tekrar doldurdum ve içtim. Sabah kalkar kalkmaz gözü benim pet şişeme diktiğini farkettim.

İşlerimin her ikisi de sabah 9 dan 2 ye kadardı. 2 den sonra Türk arkadaşların yanına uğrayıp biraz kafa dağıtmak istedim. Ama her gittiğimde bizim konuyu açıyorlardı, ben de durumu anlatıyordum. Ama onlar da yavaş yavaş dökülmelere başladı. Ya bizim de kulağımıza geliyordu. Sizin dükkana bir kadın geliyormuş, ustanın sevgilisi olduğunu söylüyorlardı ama biz konduramıyoruz, o öyle şeyler yapmaz dedik diyorlar .

Sokakta yürürken, başka bir türk abla ve eşiyle karşılaştım. Onların da kulağına gitmiş durumumuz. Onlar da dökülmeye başladı. Biz de duyduk, hatta bizim bir türk’ün barında görmüşler her ikisini de. Adam kadınla akşam barlara içmeye gidiyormuş. Hem de bizim türklerin barlarına! Yani adam alalanen yapıyormuş. Kendisi belki dışarıya karşı normal arkadaş veya müşteri diye kandırmaya çalışıyordu ama hiç de öyle görünmüyordu.

1 yorum:

  1. Yabancı bir ülkede tek başınıza çok güçlü bir kadınmışsınız

    YanıtlaSil

Duygularını bizimle paylaşmak ister misin

Youtube Kanalima Abone Olun

Sosyal Medya Kanallarimdan da Beni Takip eddebilirsiniz