18 Mayıs 2018 Cuma

Filistinliler Topraklarını Satıyorlar!


Bizim ülkemizde meşhur ağızda çevrilen bir sakız gibi önyargı var.
Nedir o? Filistin denince, "bırak ya zaten bunlar topraklarını kendileri sattılar!
Kendi elleriyle sonlarını hazırladılar.
Osmanlı’yı sırtından bıçakladılar" gibisine bir takım yalan laflar dolanıp duruyor ortalıkta.

Çevremdeki insanlara bir soru yöneltim.
“Filistin diyince aklına ne geliyor?” bir çoğu aynı cevapları verdi..
Sanki bir ağızdan çıkarcasına, “Filistinliler bunları hak ediyor” dendi..
İçimi yakan, beynimi donduran bu soruya cevap aradım günlerce.

Girdim internete ne kadar yazı, makale, video varsa tek tek araştırdım.
Meğerse bu ortalıkta dönen, işgalci siyonistlerin o topraklar üzerinde hak iddia etmek için dünyaya yaydıkları en ahlaksız iftira olduğunu öğrendiğim..

Peki soruyorum sizlere?
Filistinliler topraklarını bu siyonistlere kendi elleriyle sattılarsa ve bu siyonistler büyük paralar ödedilerse, o paraları alıp başka bir ülkeye göç eden Filistinliler şimdiki hayatları lüks içinde, ferah içinde yaşamaları gerekmez mi?
Neden dünyanın her hangi bir ülkesine sürgün edilen Filistinliler hala mülteci kamplarında sefil, aç ve açıkta yaşıyorlar?
Bu dudak uçuklatacak paraları kumara mı harcadılar? Yoksa 3-5 ay yiyip şimdi kampa mahkûm mü oldular?

Filistinliler topraklarını satmadılar!
Bugün İsrail’in elde ettiği toprakların belki 1.000 de 1’i parayla satın alınmıştır.
Zaten o satanlarda işgalden önce Suriye ve Lübnan’dan Filistin’e göç etmiş Hristiyanlardı. Filistin halkı affetmedi, aralarına kabul etmedi ve bu topraklardan kaçmayı tercih ettiler.

Toprakların geri kalanları 1948-1967 savaşlarında Arap dünyasının, Filistinlileri adam yerine koymayan bir takım diktatör liderlerinin yediği haltlar neticesinde israillilerin ele geçirdiği topraklardır.

Tarihi yalanın, yalan olduğunu artık bilmeliyiz!
Bu insanlar, topraklarına hainlik etmedi..
O günün Ürdün’ü, o günün Mısır’ı, o günün Arabistan’ın başındaki diktatörler, İngiliz uşaklığı yaparak, Filistinlileri kullanmaya kalktılar.. Onlar adına konuştular, anlaşma yaptılar.

1.Abdullah, öleceği 1952 tarihine kadar o topraklarda Filistin kelimesinin kullanılmasını yasaklamıştı.
Filistinlilerin söz hakkı yoktu ki birbirlerine topraklarını peşkeş çeksin!
Onlar, bu topraklar için şehit düşen Muhammed Eminel Hüseyn’in, Musa el Hüseyn’in, Abdul Kadiral Huseyn’i torunlarıdır.
Eli sadece taş tutan torunları da dedeleri gibi vatanı için kan döküyorlar, şehit düşüyorlar.

Siyonist İsrail devleti, hâlâ Kudüs’ün çevresindeki en yakın dükkan sahiplerine, arazi sahiplerine dudak uçuklatacak fahiş paralar teklif ederek topraklarını ellerinden alma çabasındalar.

Bu aralar Kudüs’te Mescidi Aksa’ya sadece metrelerce yakında bulunan tarihi bir yapının içerisinde su ve meşrubat satarak geçinmeye çalışan bir Filistinli olan Abdurrahman İmad’a dükkanını devretmesi karşılığında tam tamına 24 milyon dolar teklif ediliyor.
İmad abimiz, göz yaşları içerisinde ben malımı onlara nasip ettirmem, bu vatan için kanımı dökmeye razıyım diyerek redediyor.

Ve biz de küçük boylarıyla ellerinde uzun namlulu silahlı askerlerin karşısına bir taş ile çıkıp direnen koca yürekli çocuklara, malımı bu yahudilere nasip ettirmem diyen babalara hain diyoruz..
video olarak izlemek isteyenler, altdaki videoyu izlesin.


30 Mart 2018 Cuma

Liseli Junko Futura'nın acı hikayesi..

Japonya’ya ilk geldiğim yıllar, polis karakolların camlarına astığı afişten hatırlıyorum bu kızı.
Yalnış hatırlamıyorsam hala bazı yerlerde asılı, ama hikayesini hiç bilmiyordum.
Sonraları öğrendiğimde, o kızın yerine koydum kendimi ve o kızın çektiği acıları hissettim, okuduğum 5 dakika içerisinde çektim ben bu acıları! Ya o 44 gün nasıl dayandı bu acılara?..
Allahım okuduğum an, 2 sene sonra lise’ye başlayacak kızım gözümün önüne geldi.
Ya bir sapık ruhlu benim kızıma da kafayı takarsa? Ne yapabilirim?, neler yapabiliriz diye geçirdim aklımdan!

22 Kasım 1988'de hayatı bir anda tepe taklak olan Junko Furuta, onu kaçıranların elinde ölmeden önce sadece 16 yaşındaydı. Rehin tutulduğu 44 gün boyunca sürekli tecavüz edilen ve binbir türlü işkenceye maruz kalan Junko'nun başına gelenler, olayın yaşandığı dönem sadece Japonya'da değil, tüm dünyada büyük ses getirmişti. "Beton Kaplı Liseli Kız" olarak bilinen Junko'nun yürek parçalayan ve insana yaşama sebebini sorgulatan hikayesini sizlerle paylaşıyoruz...
Junko Furuta, Japonya'nın Misato şehrinde yaşayan 16 yaşında bir lise öğrencisiydi. Geleceği parlak ve hayata umutla bakan, neşeli bir kızdı. Ta ki, hayatını sonsuza dek değiştirecek o olay meydana gelene kadar...

İyi görünümlü ve aktif bir genç olan Junko, çalışkanlığı ile de herkesin gözüne girmişti. Bir gün, okul arkadaşlarından biri olan Hiroshi Miyano, Junko'ya aşık olduğunu ve onunla sevgili olmak istediğini söyledi ancak reddedildi. Hiroshi, okulun kabadayılarından biriydi ve yakuzanın yeni nesil üyelerinden biri olmaya çalışıyordu. Kimse ona karşı koymaya cesaret edemiyordu ve Junko'nun ona "Hayır!" demiş olması, Hiroshi'ye göre intikam için yeterli bir sebepti.



Junko part-time işinden çıktığı sırada, Hiroshi Miyano ve üç arkadaşı tarafından kaçırıldı. Kaçıranlar, Junko'yu içlerinden birinin ailesine ait bir eve götürdüler ve burası genç kız için adeta bir cehenneme döndü.
Junko'nun kaybolduğu polise bildirilmesin diye adamlar zorla genç kıza ailesini arattırmış; onlara bir arkadaşına gittiğini ve bir süre burada kalacağını, gayet iyi durumda olduğunu söylemesini istemişlerdi. Korkudan ne yapacağını bilemeyen Junko, denilenleri harfi harfine yerine getirince polisin onu arama ihtimali de bu vesileyle suya düşmüş oldu, ne yazık ki.
Kaçırılmasının ardından, 44 gün boyunca Junko Furuta'ya yapılan işkencelerin ardı arkası kesilmedi. Fiziksel acılar bir yana, genç kız inanılmaz ruhsal acılara da maruz kalmıştı.

Bu azap evinde geçirdiği sürenin çoğunda çıplak kalmış ve aşağılanmıştı. Her gün hem vajinal hem de anüsten tecavüze uğramış, üzerine işenmiş, dövülmüş ve kendi idrarını içmeye zorlanmıştı. Hiroshi Miyano'nun yakuza arkadaşları tarafından da cinsel istismara uğrayan zavallı genç kıza 100'den fazla erkeğin tecavüz ettiği ve bir noktada günde en az 12 kez cinsel ilişkiye zorlandığı tahmin ediliyor.
Junko'nun yaşadıkları sadece bunlardan ibaret değildi. Sık sık tecavüzcülerinin önünde mastürbasyon yapmak zorunda kaldı. Cinsel organına yabancı maddeler sokuldu ve vücudunun çeşitli bölgeleri çakmakla yakıldı.

Artık ölmek için yalvaran genç kadının ıstırabı bununla da bitmiyordu. Ellerinden tavana asılıp kum torbası gibi kullanıldı; vajinasına ve anüsüne cam şişe, havai fişek, ampul, makas gibi aletler sokuldu; kafası ezildi; göğüslerine dikiş iğneleri saplandı ve sol meme ucu koparıldı. Yaşadıkları yüzünden ne yemek yiyebiliyor ne de su içebiliyordu, çünkü midesi artık hiçbir şey kabul etmemeye başlamıştı. İdrara çıkamıyor, hatta hareket bile edemiyordu.

Kaçırılmasının 44'ncü gününde, Junko'nun yaşadığı acılar tavan yapar. Bir mahjong oyununda yenilmelerini bahane edip kızı halter barı ile döven adamlar, 2 saat boyunca Junko'ya işkence edip yaktılar.
Vahşice öldürülen genç kızın cesedini bir varile atıp üzerine 55 galon çimento döken katiller, varili Koto bölgesine attılar. Varil polis tarafından bulundu ve suçlular yakalandı. Kızının haberini televizyonda gören anne ise ağır bir psikolojik tedavi sürecine alındı.

Mahkeme tarafından suçluların isimleri gizli tutulmak istense de Shūkan Bunshun adlı bir dergi, yaşananların unutulmasına izin vermemek adına Junko'ya bunu yapan kişilerin isimlerini yayımladı: Hiroshi Miyano, Jo Ogura, Shinji Minato ve Yasushi Watanabe.
İşin en acı tarafı ise zavallı genç kıza bu vahşeti yaşatanların yaşlarının 16 ila 18 arasında değişmesiydi. Suçlular henüz reşit olmadıkları için müebbet hapis cezasına çarptırılmadı, ancak 20 yıla yakın hapse mahkum edildiler. Bildiğimiz kadarıyla şu an hepsi cezaevinden çıkmış durumda...

Junko Furuta'nın bu acıklı hikayesi pek çok kitaba ve filme konu oldu. İnsanlar Junko'nun ve onun hikayesinin kolayca unutulup gitmesine izin vermedi.
İnsanın yüreğini yakan bu hikayenin baş kahramanı olmakla anımsanmak, gittiği yerde Junko'yu ne derece mutlu etmiştir orasını bilemiyoruz. Ama biz zavallı Junko'yu başına gelen bu korkunç olaylarla değil, yüzündeki o tatlı gülümsemeyle anımsamak isterdim...

21 Mart 2018 Çarşamba

Kanagawa-ken de Halal market

Kanagawa şehrinde yaşamıyorum ama oraya gidecekler için de faydam olsun istediğimden, bu paylaşımı yapmayı düşündüm.
Kanagawa’da yaşayan Türklere sanal medyada çok denk geldim.
Bayağı bir Türk varmış bu şehirde.
Güzel bir şehire benziyor. Umarım bir gün gezmeye gitmek nasip olur.


Neysem, bu güzel şehrimizde aşağıda verdiğim adreste tamamen helal ürünler bulunduran bu dükkanı tanıtmak istedim.
Umarım oraya yerleşen veya seyahat amaçlı giden birilerinin hayır duasını almak bana da nasip olur:)
Çünkü gerçekten yurtdışında benim gibi sakınan insanlar için helal ürün yemek zordur.
Ben çok yaşadım bu zorluğu, sizinde yaşamınızı istemediğim için elimden geldiğince bu tür paylaşımlar yapmaya çalışıyorum.
Maksat hayır duası almak:)
Kanagawa-Ken, Fujisawa-Shi, Yoda 593-10

Japonya'da CP marka helal nuggets

Türkiye’den de bildiğimiz “CP” markası Japonya’ya kadar uzanmış:)
Şükürler olsun ki bu firma Japonya’ya halal et çeşitleriyle piyasaya sunulmuş.
Benim gibi nugget delisiyseniz, bu kocaman 1 kiloluk nuggetlere hücum edersiniz:)
“Gyoumu süper market” te bazen helal nugget geliyor ama denk gelmek mesele.


CP markası bilindik bir marka olduğu için güvenebiliriz değil mi?
Gerçi Türkiye’de tercih etmediğim bir marka ama Japonya’da ne yapalım? ;)

Halal Dairy Milk çikolata

Yeni bir halal gıda ile geri döndüm:)
Bayağıdır helal yiyeceklerle ilgili yazı yazmıyordum.
Japonya’da çikolata çeşitleri çok fazla var.
Özellikle de yabancı ürün satan “Yamaya” , “Gyoumu süper market” , “Jüpiter “ gibi marketler sırf bu gıdalar üzerine çalışıyor.
Yabancıysanız ve memleketinizden bir şeyler arıyorsanız bu saydığım marketlere bir göz atın derim.
Neysem yeni bir helal çikolata buldum sizlere:)
Hem de bademli ve meyveli.. Ben bayılırım bademli yada fındıklı çikolatalara.
Sade hiç sevmem. Bana çikolata verenlere ilk sorduğum şey, “ içinde badem veya fındık var mı?” oluyor.
Yok derse, yok teşekkür ederim almayayım derim yada alıp çantaya atarım:)


Bu çikolatamız iki çeşitmiş. Meyveli ve bademli.
Hangisini severseniz işte:) yeni halal yiyeceklerle tekrar görüşmek üzere hoşçakalın dostlar;)

5 Şubat 2018 Pazartesi

Japonya’da hangi mağazadan alışveriş yaparım?

Japonya’ya ilk taşındığımda evimde hiç bir şey yoktu.
Ne yatak, ne koltuk boş bir evde oturdum aylarca.
Hep biz 1 yıllığına geldik, eşyaya para vermeyelim, çöpe gidecek gözüyle baktık ilk yıl.
Yerde yattım, yerde yedim, yerde oturdum.. Ta ki 9. Aydan sonra bende sabır bitti:))
Adama söylenmelere başladım. Alışık değiliz napayım?
Sen düzenli bir evi bırak gel dört duvar boş bir evde yaşamaya alış?
Dedim döneceksek de veririz birine..
En azından bir koltuk ile bir yerden yüksek yatak olsun..
Mobilya istemiyorum, beyaz eşya istemiyorum sonuçta..
Öyle böyle adamı ikna ettim:) patronuyla ikinci elciden bir çekyat tarzı koltuk alıp getirdi.
Bizim kapının girişinde de yatak atmışlar yerden yüksek:))
Onu çamaşır suyuyla 3 kat temizledim bir kaç ay kullandım.
Yalan yok napacaksın? İdare edeceksin.. çünkü geçici olduğun yerde bazen sınırını aşmak zorunda kalıyorsun.
Türkiye’de yapmadığım şeyleri Japonya’da yaptım ben.
İnsanların kullanmış mobilyasını, koltuğunu, yatağını, kap kaçağını kullandım.
Çünkü yurtdışında bunu yapmak zorunda kalıyorsun..
Bir nevi sistem böyle işliyor. Gelen gidenin eşyasına sahip çıkıyor.
Çöpe eşya atmak parayla. O koltuğu, yatağı sırf çöpe atmak için sıfır eşya almış parası ödüyorsun.
Yani alırken ne ödediysen, atarkende o paraya yakın çöp vergisi ödemek zorundasın.
Yabancılarda buna bir çare bulmuş ve yeni gelen biri varsa onu arayıp bulup sakın eve bir şey alma, ben şu ay’dan sonra dönüyorum, elimde şu şu şu var diye sıralıyor.
O insanında işine geliyor tabiki. Çoğu insan 4/1 ücret istiyor, bir çoğu da bedavaya hayır için veriyor.
Japonya’da bir ev kurmak sadece eşya olarak en az 500 bin yen ( 15 bin tl) o da mobilya yok bunun içinde. Sadece acil beyaz eşya, koltuk, masa, sehpa ve yatak..

Neysem bizim 1 yılımız doldu dönmedik, 2 yıl oldu, 3 yıl oldu derken bayağı bayağı biz alışmışız Japonya’ya!
Döneceğimiz de yok.. çocuk başlamış okula, onun hayatını mahveder korkusuyla en azından ilk okulu bitirsin dedik.
Eeee eşyalar da eski ne yapalım? Eşya yenileyelim dedik:)
O zamanlar yeni keşfettiğim, içine girdiğimde bayılarak gezdiğim bir mağazaya gittim.
Nitori bir Japon mağazası. O kadar uygun, kaliteli ürünler var ki başka yerde gördüğüm sıfır eşya mağazalarından kat kat iyi bir mağaza.
Yeni gelip de yok ben başkasının eşyasını kullanmam diyen çok Türk arkadaşım oldu..
Bana nereden ev alışverişi yapabiliriz diye sorduğunda tek cevabım nitori’dir:))
Ve memnun olmayan yoktur bu tavsiye ettiğim mağazadan:)
Bundan sonra gelecek tüm arkadaşlara da buradan, bu yazıyla tavsiyemi bildirmiş olayım istedim:)

Ha yıllar sonra Ikea da açıldı. Kalitesine bir şey diyemem ama parça ürün sattıkları için pahalıya geliyor.
Bir de kendin yükleyip getirmesi, kendin kurması ayrı bir eziyet.
Aynı ürünleri kargosu, kurması içinde bulabileceğin Nitori daha mantıklı geliyor bana:)
Aksesuar bölümü çok uygun inanın. Hele mutfak reyonu 100 yen shop daiso dan daha uygun:)
Hediyelik üründe bulabilirsiniz bu dükkanda.
Size en çok tavsiye edeceğim ürünü bıçaklığıdır. Mutfak altı kapağına vidalayacaksın.
Tezgah altı tüm bıçakları burada saklayabilirsin:)

3 Şubat 2018 Cumartesi

Tokyo'da Helal Coco curry dükkanı

Son 5 yıldır Japon devleti desteğiyle biz müslümanlar birazda olsa rahat nefes almaya başladık.
Eskiden dışarı yemeğe çıktığımızda ne yiyeceğimizi bilemiyorduk.
Yüzlerce sıralanan restaurantlar içinde sadece 1-2 seçeneğimiz vardı.
Ya İtalyan restaurantı saizeria’ya gidicez, ya Shaker’s pizzası, veya Meksika yemeği.
Bunlarda sebze ağırlıklı yemek olduğu için içimiz rahat yiyorduk.
Şimdi neredeyse tüm Japon, Chine, Hint vs her restaurantın menüsünde bir “Halal” yemeği var.
Devlet birazda ısrar ediyor koymaları için.
Japonya’da turizm azaldı. Gelir giderden daha az olduğu içim Japon devleti etrafında bulunan Endonezya, Malezya gibi müslüman turizme kapılarını açtı.
Şimdi Japonya sokakları, mağazaları, çarşıları neredeyse 10 kişiden biri kapalı:)
Ha bu arada bizim çarşı pazarda eksik olmayan Araplar şimdi Japonya’ya hücum etmiş durumda:))
O kadar çok Arap turist var ki şaşırıp kalırsınız:)
İş böyle olunca halal restaurantlar’da bir bir açılmalara başladı.


Bu “ Coco Curry House “ bir hint yemeği olan körili yemekler pişiren bir restaurant.
Normal başka yerde asla helalini yiyemezsiniz.
Hintlilerin restaurantın da biraz bulunmaya başladı gerçi:) o da az ama.
Ama Tokyo’da bu restaurant sırf halal Üzerine açmış.
Bayılacağınıza emin olduğum bir yemek. Denemenizi tavsiye ederim:)
Adres bilgileri aşağıdadır.

Address
東京都千代田区神田(かんだまつながちょう)松永町16
Kanda Chiyoda ku Tokyo (Munakata Kaneda) Matsunaga cho 16

29 Ocak 2018 Pazartesi

Osaka sokaklarında yürürken Türk'e rastlamak:)

Bu tür rastlantıları çok uzun zamandır bekliyordum:)
Hep hayalimde yolda yürürken bir Türk’e rastlamak oldu.
Bazen alışveriş merkezlerinde oluyordu.
Hediyelikçi mağazalarında. Uzaklardan Türkçe bir kaç kelime ilişiyor kulağıma.
Hemen koşturu veriyorum o yöne doğru:)
Yavaş yavaş yanaşıp önce dinliyorum onları:)
Ya bana öyle geldiyse? Belki Türkçe değildi..
1-2 dakika dinleyip sonra bilmiyormuş gibi yaparak aaa türk müsünüz?
Diye soruyorum:) onlarda yan yan bakıp evet diye soğuk bir cevap veriyorlar.
Ya benim içim Türk aşkı, hasretiyle yanarken, şöyle bir sarılıp hoşgeldiniz demek isterken aldığım cevap kuru kuru bir evet!
Çok rastladım bu tür insanlara. Genelde de hostes, THY personeli oluyor bu tür insanlar.
Bir iki tane güzel tesadüfler de oldu. Örneğin; Gyoumu süper markette bir Türk kızıyla aynı reyona bakıyormuşuz.
Yan yanayız. Kız açık tenli, açık renkli bir saç tonu olduğu için İngiliz falan sandım.
Çünkü çevremde çok yabancı var. Türk’e hiç benzemiyordu:)
O ara telefon geldi bana. Türkçe konuştuğum için o benim Türk olduğumu anlamış:)
Görüşme bitene kadar dibimden ayrılmadı kızçağız:)
Bitikten sonra o bana dönerek Türk müsünüz? Diye sordu.
Bende hemen gülümseyerek evet:) yoksa sende mi? dedim:))
Bir Türk, hemde bayanından bulmuşum bir göbek atmadığım kalmıştı:))
Yalnış hatırlamıyorsam ramazandı, kızı iftara çağırdım hemen.
O da geldi sağolsun. Hala görüşüyoruz ama internetten sadece. Bağımız kopmadı:)
Buradan kucak dolusu öpücüklerimi gönderiyorum canım arkadaşıma:)


Geçen yaz alışveriş yaparken bu delikanlıyla tesadüfen karşılaştık:)
Deli dolu biri. Güzel bir sohbet ettik. Video bayağı uzun:)
Nasıl karşılaştık?
Neler konuştuk?
Ne iş yapıyor?
Nasıl, ne zaman Japonya’ya gelmiş?
Hepsi video içeriğinde.. izlemenizi tavsiye ederim:) ha bu arada kanalıma abone olarak bana destek verirseniz çok çok teşekkür ederim:)

26 Ocak 2018 Cuma

Dünyanın en muhteşem tuvaleti

Malesef öyle pek bir ülkeleri, şehirleri gezmiş insan değilim. Belki videodaki tuvalletten daha lüks ve muhteşem manzaralı tuvalet&lavabolar vardır ama benim görüp göreceğim en muhteşem tuvalet bu oldu sanırım:))
İçeri girerken ağzım bir karış açık kaldı doğrusu:)
Adamlar yapmış be! Dedirten bir wc..
60. Katta, Osaka manzaralı bir klozete oturduğunuzu düşünün:))
Tabiki tuvaletin kapısı açık oturulmaz ama kimse yokken şöyle bir aralayasım gelmedi desem yalan olur:)
Sırf manzara için bir lavaboya gideyim demek istiyor insan bu katta:)
Ay dur makyajımı tazeleyeyim😍 bu kata çıkmak paralı malesef..
55. Kata kadar ücretsiz çıkabiliyorsunuz. O katta restaurantlar var.
Yemek yerim derseniz onlara ödeyin buraya vereceğiniz parayı:)) neredeyse aynı fiyata geliyor:)

3 sene önce ilk açıldığında gitmek isteyip de bir türlü randevu alamadığımız bir binaydı.
Şimdi randevusuz ve 500 yen daha indirimli halde girebildim şükür.
İyiki de gelmişim dedirten bir manzarası var.
Binanın adı Haruka’s Building.
Adres: Osaka, Tennoji, Kintetsu eki, Harukas, Japan.

Osaka sokakları

Merhaba arkadaşlar nasılsınız? :)
Soracak olursanız ben çok iyiyim ;)
Geçenlerde iş çıkışı bir vlog çekeyim dedim sizler için.
YouTube kanalıma ( osakaninmuhtari ) na koyalı bayağı oldu ama buradan da paylaşmak istedim.
Çünkü YouTube hesabı olmayan takipçilerim var. Abla ben videolarını izleyemiyorum diyorlar.
Aslında çok basit oldu YouTube kanal takip etme işlemi.
Zaten telefonunuzda ekli bir e-mail adresi var. YouTube girdiğinizde hangi videoyu izlerseniz izleyin abone ol butonuna tıkladığınızda YouTube sizi hemen abone yapıyor.
Yani üyelik açmanıza falan gerek yok:) eskisi gibi koca koca bilgisayarlar yok.
Her şey telefonda ve kayıtlı e-mail ile halloluyor:)
Lafın yeri gelmişken videoyu izledikten sonra abone ol butonuna tıklayarak bana destek olabilirsiniz.

Evet. Bugünkü bloğumuzda neler vardı?
Osaka sokakları, caddeler
Şehir merkezindeki üst otobanı
Osaka taksileri
Bisiklet ve motorsiklet parkları
Baykuş cafe
Eski tarihi kapalı çarşı
Japon sokak yemekleri
Eski restaurantları
Bizim semtin nehiri
Bizim sokağın karşı tarafındaki Bar&Club sokağı
Gece clubda çalışan kadınlar.
Bizim yan dairedeki Filipinli clubda çalışan kadınların gece sabaha kadar yaptıklarını anlatıyorum en son:) Çok sinir bozucu yaaa...

16 Ocak 2018 Salı

Osaka sokak yemekleri video

Özelime en çok gelen sorulardan biri de “Japonya’daki sokak yemeklerini çok merak ediyorum, acaba ne tür yemekler yapılıyor?” oluyor.
Gel de bu sorulara yanıt ver:)
Çünkü cidden çok zor bunları sizlere anlatmak.
Örneğin; Takoyaki.. şimdi Takoyaki de nedir? dediğinizden eminim:)
Takoyaki bir krep yemeğidir. İçinde bildiğimiz krep hamuru var.
Hazırlanan krep hamurun içine Tako dedikleri ahtapot parçası katılıyor.
Yuvarlayarak pişirilip üzerine Japonya’ya has soslar dökülüyor.
Bu bir osaka yemeğidir. Diğer şehirlerde de yapılıyordur muhakkak ama osakada bu adım başı var:)
Neredeyse onlarca takoyakici dükkanları sıralanıyor.
Hepsinin kapısında kuyruklar oluşuyor. Çünkü sırf bu yemek için osakaya gelen bile var:)
Hani bizde Bursa’ya gitmişken İskender yemeden olmaz der gibi bir şey bu:)

Sonra diğer yemek çeşitleri olan sushiciler, Ramen dükkanları, tavuk kanatçısı, kahvaltı kafeleri var.
Ramen dükkanları ve sushi dükkanları tüm Japonya genelinde satılıyor.
Bir de videoda pachinko kumarhanesi var:)
Çalıştığım yerin kapalı çarşısı burası. Seviyorum ben Japonya’yı yaa:)
Sizin için erinmeden gezdim, dolaştım ve vlog çektim.
Sizde erinmeden videoyu Beğen, paylaş, abone ol her hangi birini veya hepsini de yapabilirsiniz:))

12 Ocak 2018 Cuma

İş molasında #Vlog

İş molasında bile sizleri düşünen bir blogeriniz olmak ne güzel bir şey :)
Bugün öğlen molasında markete giderken kamerayı açayım da her günkü rutin öğle molamda neler yapıyorum görün istedim:)
Evet video’da da göreceğiniz gibi her gün öğlen bu mini markete gelir, her gün aynı onigiri ve çayı alırım:)
Ama bugün nedense her zamanki aldığım onigiri değişmiş:(
Marketteki yemek reyonu
İçecek reyonu
İçki reyonu
Dergi reyonu
ATM ve banka işlemleri reyonları var.
Ayrıca çok’ta tatlı bir kasiyerimiz var:)
Fazla uzatmadan siz videoya bakın diyeyim ve susayım:))


10 Ocak 2018 Çarşamba

Japonya’da kumaşçı dükkanları

Bugün bir takipçimin özel isteği üzerine çarşıya çıkıp kumaşçı dükkanlarını gezdim:)
İlginç istekler alıyorum bazen:) bu da o ilginç isteklerden biriydi:)
Neysem demekki böyle şeyler de merak ediliyormuş diyerek erinmeden çıkıp gezdim:)
Türkiye’deki kumaşçı dükkanlarından pek farkı var mı bilmiyorum doğrusu.
Ama sanırım kumaşçı dükkanları dünyanın neresinde olursanız olun aynıdır herhalde:)
Ben çok seviyorum Japon kumaşçılarını.
Adamlar çok güzel ve kaliteli ürünler satıyorlar.
Her çeşit kumaşı bir arada bulabiliyorsunuz.
Bana uygun da geliyor hatta! Öyle uçuk fiyatları da yok.
Geneli yurtdışından geliyor bu ürünler. Adamlar pek yapamıyor böyle şeyleri.
Çoğunluğu Hindistan ve Türkiye’den gelme ürünler.
Elime attığım bir çok kumaş Made in Turkey yazıyor:)

Bu tür dükkanlar genelde çok büyük geniş dükkanlarda oluyor.
Veya 2-3 katlı dükkanlar. Keçeden tüle, perdeye, koltuk kılıflarından mendile kadar her tür ürün mevcut.
Çoğu da top işi. Yani 1-2 metre kesip top haline koyup tane işi satıyorlar.
Bu dükkan osakanın namba Ebisu çarşısı içinde bulunan 3 katlı en eski kumaşçı dükkanı.

Dükkanın en üst katından, giriş katına kadar onlarca çalışanı var.
Her köşe başında biri bekliyor. İstediğiniz kumaşı gösterip kestirip ayırtıyorsunuz.
O arada gezin, dolaşın hemen elinize alamıyorsunuz kumaşı:)
En son giriş katına geldiğinizde kumaşınız kasaya ulaştırılmış, fiyatı üzerine yazılmış sizi hazır bekliyor oluyor:)
Video da görebildiniz mi tam bilmiyorum ama kasiyerin tam karşısında bir duvar ve o duvarda büyükçe bir boru olduğunu göreceksiniz.
Örneğin; en üst katta veya orta katta sipariş ettiğiniz kumaşınızın kesilip, biçilip o borulardan aşağı iniyor.
Süper bir sistem:) hani kalın kumaşlar o borudan nasıl geçecek diye düşünüyorsanız genelde kalın kumaşlar kasa yakınında bulunuyor. Bu sefer sipariş numaranız kasiyere ulaşıyor:)
Adamlar pratik cidden:) 15 seneden fazladır tek uğradığım kumaşçım burasıdır.
Düğme de satıyorlar. İplikte. Nambaya geldiğinizde uğrayıp fikir edinmenizi tavsiye ederim:)

Youtube Kanalima Abone Olun

Sosyal Medya Kanallarimdan da Beni Takip eddebilirsiniz