5 Ekim 2022 Çarşamba

Japonya’ya geri döndük

Japonya’dan Türkiye’ye kesin dönüş yaptığımız için hiç pişman olmadım. Tam tersi daha da yaradı bana. Uzun yıllar ailemden uzak kalmışım, yeni nesil beni tanımıyordu. Akrabalarla yeniden tanışıp kaynaştık.

İlk okul mezunu olarak taşındığım Türkiye’ye geri dönüp tekrar okula başladım. Ortaokulumu, lisemi okuyup en azından lise mezunuyum diyebiliyorum.

Ehliyetimi alıp en heveslendiğim şeyi, yani şoförlüğü yaptım. Zaten iki dilim vardı, ingilizce eğitimi alarak üçüncü bir dilim daha oldu. En önemlisi de memleket hasretliğimi dindirdim..

Babası her aradığında sıla babasına orayı ne kadar özlediğinden bahseder oldu. Türk okullarındaki arkadaşlarıyla iletişim zorluklarından bahsediyordu... En çok zorlandığı şey de türkçe eğitimiydi. Çünkü sıla Türk tarihini, Türkiye coğrafyasını, Türkiye’de öğretilen derslerin çoğunu Japonya’da hiç almamıştı. Boş boş öğretmene bakıyorum diyordu.

Bir süre daha böyle devam etti. Sonunda babasını ikna etti. Eşim bana tamam sılayı al dönüp gelin, hamza orada kalsın, okuluna devam etsin dedi. Bir tarafım çok sevinirken diger tarafım da çok üzülüyordu. 2. kez vatanımdan ve evimden ayrılıp yurt dışına taşınmak zorunda kalmıştım.

Hamza kendini kurtardı çok şükür. Bir üniversite’ye gidiyor. İstanbulu, daha önemlisi de Türkçe’yi öğrenmeye başladı. Dayalı döşeli dört dörtlük bir ev de kurduk ona. Bir alt kattaki daire de bize ait, ordan gelen kirayı da Hamza’ya bağladım. Bundan sonra kirayı Hamza’ya vereceksiniz dedim.

Sılayla valizlerimizi hazırlamaya başladık. Eşim de her gün arıyor oldu. Gelirken dükkana şunu getir, şu çaydan al, şu orolet çeşitlerinden al, şu nargile tütününden al, Türk bardaklarının resimlerini atıp bu çeşit çay bardağı getir vs derken o fotograflar arasında bir fotoğraf vardi ki bir anlam verememiştim. Tanımadığım, yüzünü ilk kez gördüğüm yabancı, açık saçlı bir kadın! yeni aldığı dükkanda (arabamla takas yapılan dükkan) yemek yerken eşime poz vererek çekilmiş bir fotoğraf attı bana. Herhalde dükkana gelen bir müşteri diye önemsemedim. Doğrusu eşime de hesap sormadım. Hani derler ya eşim asla yapmaz, o öyle biri değildir! cidden de eşim asla yapmaz tiplerdendir. Öyle çapkınlık yapacak tip de yok doğrusu.. Boyu kısa ama 110 kilo. kel ve kırışık dolu bir adama kim bakacak?

Japonya’ya dönmemize yakın harçlık göndermişti bize (arabayı aldı ya gönderecek tabiki) o sebeple para vardı elimde. 4 valiz hazırladık. 2 valiz bizim yazlık ve kışlıklar, 2 valizde tamamen onun istediği malzemeler. 

Hazırlıklar tamam, gün belirlenmiş, biletler alınmıştı. Yine eşim aradı beni. “Senle bir şey konuşacağım ama sakince dinle beni, hemen köpürüp parlama. Başkalarından duyacağına benden duymanı istedim” dedi. Merak ettim noluyor, hayırdır? Ya sakince dinle beni işte dedi. İyi tamam anlat sakinim ne oldu dedim. “Bizim dükkana sürekli gelen bir bayan var. Devamlı yemeğe geliyor. Bizim Osaka’daki Türkler dedikodu çıkartmış. Mahmut ustanın sevgilisi diye. Valla billah öyle bir şey yok. başkalarından duyarsan haberin olsun, böyle dedikodular dolaşıyor ortalıkta” diye anlattı… Ben de sakincene bir dinledim. Sen yok diyorsan yoktur dedim. Tamam sorun yok anladım dedim sadece.

Zaten beni kendisinden çok soğutmuştu. Doğrusu umrumda da değildi hiçbir şey. Aylarca benim onu aldattığımı, sürekli birileriyle özel şeyler yaptığımı ima ettikçe defretim git gide çoğalmıştı. Üzerine de 2 yıl boyunca izin almadan aylarca çalışıp, yemeyip içmeyip biriktirdiğim parayla aldığım duster marka arabamı karşılığında bir kuruş bile almadan devrettim ya orda benim için öldü bu adam! Ama ne yapacaksın 2 çocuğun hatrına bu evlilik devam ettirilecek..

Ama yukarda allah var gitmeden önce karar verdim. Gidince ayrı yatmayı teklif edicem. Bana dokunmasına bile dayanamıyordum artık. Yüzüne bile bakarken içimden nefret kusuyordum. Benim namusuma defalarca dil uzatan adam eşim de olsa içim affetmiyordu. Çocukların düzeni bozulmasın. Aile dağılmasın. Çocukların derslerine ve psikolojiklerine yansımasın diye onların yanında normal sohbet ediyordum.

Bütün akrabalarımla vedalaştım. Tekrar Japonya’ya taşındım, gittim. Bu sefer eşim Türk bir arkadaşla bizi havalananına karşılamaya geldiler. Bir yıl önceki geldiğimizde tek gitmiştik eve.

Havaalanında selam sabah vesaire. Yol boyunca muhabbet ettik. Şoförlüğüm olduğu için arkadaşa benim için “Türk ehliyetini Japon ehliyetine çevirtip aysele araba alıcam” dedi eşim. Bende olur uğraşır alırım buranın ehliyetini de dedim.

Eve geldik. Ama geçen sene geldiğimiz evle aynı ev…40 metre kare tek göz bir oda. Hemen kendisi konuyu açtı. Bir kendinizi toparlayın da emlakçıya gidip geniş bir ev bak dedi bana. Aynen olmaz böyle dedim bende. 3 kişi aynı odada hem oturuyoruz hem de uyuyoruz. Hatta mutfakta içinde. Japonya’da bu tip evlere 1K derler. 2 oda 1 salonluk yer bakarım dedim.

Bizi havalimanından almaya gelen arkadaşın evde 5 tane kızı var. Birisi de sılanın kankası. Sılayı kendi evlerine götürmek istedi. Ben yok mok desem de dinletemedim. En son isteyeceğim şey evde adamla başbaşa yalnız kalmaktı.Namusumdan şüphe eden adam yıllar içinde kendisinden tiksindirmişti beni. Dışarıya karşı karıkocalık yapıyorduk sadece.

Ona göre aramızda hiç sorun yok, hiç bir suçu yok, bana el bebek gül bebek bakıyormuş. Her fırsatta ağzından “sana ben baktım, karnını doyurdum, Hastasın seni ben iyileştirdim der. Ve her kızgınlığında “emeklerim haram olsun” diye bitirir cümlesini..

Benim ona gül gibi 2 evlat vermem, o ev sahibi olsun diye ihtiyaclarımdan kısmam, onunla birlikte Japonya’da sırt sırta verip hem elin işlerinde bazen hiç izin almadan bazen de haftanın 6 günü çalışmam. Hem de evde 2 çocuğun bakımını ve kendi bakımını karşılamamı hiçbir zaman görmedi, hala da görmeyen bir nankör insanla evliyim..

Eve girdik. Valizleri biraz yerleştirip oturduk. Hemen yanaşmaya başladı. İstemediğimi hatta bundan sonra sılayla uyumak istediğimden bahsettim. Yani kısacası yatakları ayırmak istediğimden hemen o gece bahsettim.

Önce bir afalladı, şaşırdı ne alaka! niye ayrı yatıyormuşuz dedi. Sen beni her suçladığında içim sana soğudu, namusumdan şüphe ediyorsan dokunamazsın bana dedim. Kabul etmedi tabiki de. O günden itibaren kavgalarımız daha da arttı. Ertesi sabah yine tartışmaya başladık. Ben kesinlikle yatakları ayıracağım dedim. Bir süre kavga ettikten sonra kavganın ortasında bana öyle bir şey söyledi ki bir süre ağzımdan bir şey çıkmadı, yüzüne bakakaldım.

devamı gelecek.

Youtube Kanalima Abone Olun

Sosyal Medya Kanallarimdan da Beni Takip eddebilirsiniz