Özel Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2017 Salı

15 Mayıs japonya'da yogurt günü

Geçenlerde Bulgaria yoğurdu aldım, üzerindeki plastik kağıdında bu mesajı görünce güldüm:)
5. Ayın 15'i yoğurt günüymüş allahım sen akıl fikir ver:)
Acaba yoğurtun bulunduğu tarih mi desem? Değil!
Osmanlı dedelerimiz yüz yıllar evvel bulmuş ve kullanıyormuş zaten.
Acaba Japonya'ya geliş günümü? Olabilir:))
Japon'lar daha sonra tanışmış olsada bu lezzetle biz yüz yıllardır yiyorduk.



Evet yazıya bakılırsa yoğurtun insan vücuduna faydasını sözde bulmuş Rus Nobel ödüllü Mechiniko adında bir profesörün Doğum günüymüş meğersem:)
Ah kaşkarlı Mahmut amcam vah! Zamanında buldunda Türklerin buluşu olarak bilinmiyor buluşun.
Japonya'da yoğurtu Bulgarlar, Bulgaristan yoğurtu olarak tanıyorlar.
1800 lü yıllarda Kanuni sultan Süleyman Fransız kralına ilaç olarak göndermiş ve kralı yoğurtla iyileştirmiş.
Şurda bir kaç 10 yıl önce bir Rus faydalı diye laf atmış ortaya ve japonya adamın doğum gününü yoğurt günü olarak kutlasın!
İşte bu saçma şeyler yüzünden deli oluyorum Osmanlı'yı kaale almamalarını...
Osmanlı zamanindaki keşifcilerimizin, mucitlerimizin, hekimlerimizin bulduğu binlerce buluş şimdiki aletleri, ilaçları, gıdaları elin Fransız'ı, bulgarı, Rus'u, İngiliz'i buldu diye duymak beni sinir ediyor!

9 Mayıs 2017 Salı

Japonların bahar gelinliği..

Japonya'da bahar düğünleri bir başka güzel oluyor, bayılıyorum bahar gelinlerine..
Mevsimin en güzel çiçeği olan sakura ile gelin çiçeği, başa takılan sakura tacı ve geleneksel japon gelinliği olan muhteşem bir kimono :)
Japonlar soğuk havada düğün yapmayı pek sevmezler.
Böyle kır düğünü yapmayı da genelde daha kırsal kesim tercih ediyor.
Büyük şehirlerde yaşayanlar Avrupai düğünlerini tercih ediyor.
Kilise görünümü verilmiş ama öyle dua, ayin yapılmayan yerler.
Avrupalı hristiyanlar gibi rahip önünde evlenmek şimdilerde daha revaçta :)
Kendi kültürlerine bağlı kalmak isteyenlerde gündüz tapınakta dini tören, akşam da restaurantda yemekli kutlamayı tercih ediyor.
Önceki düğün yazılarımda daha ayrıntılı yazdım buradan ulaşabilirsiniz.
Fazla uzatmaya gerek yok :) Ben bugün sadece şu bahar gelinini ve gelinliğini sizlere tanıtmak istedim. Muhteşem değilmi ya?:)


Büyük şehir merkezlerinde ve turistik yerlerde bazı stüdyolar kimono, saç, makyaj ve fotoğraflar içinde uyguna hizmet veriyor.
Sizde böyle muhteşem anılar edinebilirsiniz. Tahminen kişi başı 20-30 bin yen arası tutuyor.
Şu anki kur'a göre 700-900 TL arası ediyor. Ama ömür boyunca böyle bir fırsat bir daha gelmez o yüzden iyi düşünün ve iyi hesap yapın derim:)
Japonya seyahatinde kesinlikle tavsiye ederim. Harika bir duygu :)
Ben ana kız paketiyle kızımla birlikte 23 bin yen ödemiştim.
Kyoto da bu tür stüdyolar daha fazla ve paket seçenekleride çok uygun.
Ben maigo san olmuştum bayıldımmmm

8 Nisan 2017 Cumartesi

2017 Türkiye referandum seçimi.

Bir türlü oturtamadık düzeni.. Bir türlü ayak uyduramadık dünyaya.
Zırt pırt seçim! 2 senede bu 3. Seçim sandığına gidişim..
İki sene evveline kadar bir kez seçime katılmıştım :)
Yıl 199? larda olan seçimdi. Kim kazanmıştı unuttum :)
Yalnış hatırlamıyorsam Anavatan partisiydi ozamanlar oy verdiğimiz parti.
Babam severdi anavatan partisini bir de Turgut özal'ı..
Ülkemiz neleri gördü, neleri atlattı. Allahım inşallah daha beterlerinden sakınsın..
Şuan beterleriyle yaşamaya çalışan ülkelerle çevrili vatanımız.
Görüyoruz orta doğuyu...
Dün yine bir seçim sandığı yoluna çıktım.
Aslında evden çıkıp, sandığın başına gelene kadar, zarf ile mühürü elime alıp, kabine girene kadar hala kararsızdım..
İnanın Evet ile Hayır seçeneğinin yanına kararsız da koysalarmış çok iyi olacakmış.
Hangisinin hayır, hangisinin şer olacağına hala aklımda ermiyor.
İster istemez bir seçim yapıp bastık mühürü..


Allahım inşallah hayırlısı hangisiyse onu kabul etsin.
Ülkemizin adına hayırlısı neyse onun yolunu açsın diyorum..
Çocuklarımızın geleceği için hangisi iyise, geriye değil ileriye dönük bir seçim olsun.
Ben siyasetten, siyasiden, partiden, güzel lakırdılardan anlamam! Parti de tutmam :)
Tek tuttuğum şey Fenerbahçeydi onuda 15 yıl önce bıraktım. Çünkü japonya'da maçları takip etmek zor :)
Türkiye'de, Avrupa'da maç oynarken bizde sabahın 4-5 gibi oluyor, nasıl izleyecen:)
Yani benim için parti, lider yok. Kafama yatkın birileri demi yok derseniz eh işte..
Hiç mi sevmediğin bir parti yok dediğinizde elbet! O da malum TBMM'ize karışan hayinlerin partisi!
Facebook sayfamda Dinciler, Atatürkçüler, Solcular ve Sağcılar. Akp'cisi, Chp'cisi, Mhp'cisi (malum diğer parti sayfamda olamaz) akşama kadar gına getirdi.
Herkes fikrini paylaşıyor tamam anladık! ama yeter.. Lütfen ısrarla aynı şeyleri söylemeyin..
O onu kötülüyor, diğeri öbürünü.. Küfürler havada uçuşuyor.
Kimsenin kimseye saygısı kalmamış! Parti liderleri dahil..
Biri kendi üstüne hakaret ediyor, diğeri halkı aşağılıyor, öbürü küfür ediyor, bir diğeri tehdit ediyor. Gel de parti tut :)

Ben babamın zamanlarını özledim. Kimse kimseye hakaret etmezdi.
Komşu komşusunun tuttuğu partiye laf etmez, aşağılamaz, kin tutmazdı!
Bitişiğimizdeki Alevi komşumuz CHP'ci, babam Anavatan'cıydı birbirlerine saygı duyarlardı..
Oturduğumuz semtin yarısı alevi, yarısı Sünni. Semtin yarısı bir partinin bayrağı, diğer yarısı diğer parti'nin bayraklarıyla donatılırdı.
Kimse kimseye sen hangi partilisin diye sormazdı! Tuttuğu partiye göre tavır sergilemezdi.
Şimdi facebook'da alenen tuttuğu parti'nin paylaşımlarıyla kendince düşman çatlatıyor.
Türkiye ikiye, dörde bölünmüş halde. Dinci-Çağdaşçı, Akpci-Chpci, Vatan sevdalısı- sözüm ona özgürlükçü, Atatürkçü-Erdoğancı.
Hepsi bizim ülkemizin gerçeği değilmi?
Ben Türküm! Türkiyeli vatandaş..

17 Ocak 2017 Salı

Kobe depreminin 22. yıldönümü..

1. Ayın 17'si Japonya'nın en büyük depremlerden biri olan "Kobe depremi"nin 22. Yıl dönümü. Dün gece saat tam 5:46 da bambu ağaçlarının içine mumlar yakıldı.
Depremde yakınlarını kaybedenler bir araya toplandı.
1995 de kobe'nin kuzeyi tamamen yok olmuş. 7.3 olan depremde hayatını 5 binin üzerinde insan kaybetmiş :( Aslında bu ölenlerin çoğu depremden değil de depremde çıkan yangında ölmüş:( Kansai bölgesinin en büyük depremi olmuş bu güne denk.
Japonya gibi ekonomi devi bir ülkeyi hep bir afet yıkıyor.
Ama her zaman 1 haftada ayağa kalkmayı başarıyorlar.. Adamların ülkesinde yok yok. Tsunami, volkanik dağlar, eski yapılar yüzünden en büyük yangınlar.
Biri bitiyor öbürü başlıyor. Geldim geleli her iki günde bir 1 doğal afet oluyor.
Ve hala bizim ülkemizden çok çok düşük vergi (%8) ile yürütülüyor bu ülke.
Şimdi o tamamen sıfırdan kurulan şehir zenginlerin en çok oturduğu bölge olmuş.
Birisi Kobe 'Ashiya' da oturuyorum diyince hemen Ooo diyor insanlar..


O kadar çok gelişmiş ve güzelleşmiş bir yer yani.
Kobeli eşiniz, dostunuz varsa bir selam verip hal hatır sorun bugün.
Bizim Marmara depremiyle aynı dönemlerde olmuş:(
Kobeyi çok seviyorum. Japonya'nın Bursa'sı diyorum.
Aynı Bursa'ya benzeyen Uludağ'a çıkar gibi teleferiği var, İnegöl oylat gibi orman içinde kaplıcası var, sahil şehri vs.. Osaka ile bitişik şehir..
Dağların tam ortasında dümdüz bir ova üzerine kurulmuş.
Kobe'nin bir ucundan, diğer ucunu rahatlıkla görebiliyorsunuz:)
Şehrin eteklerinden yukarıya teleferikle çıkıyorsunuz. Sanki Uludağ'a çıkar gibi..
Teleferikle yukarı çıkarken tüm şehir ayaklarının altına seriliyor.
Osaka'dan çok çok güzel bir şehir bence. Önü deniz, arkası orman ikisi bir arada :)
Osaka ile Kobe aynı İstanbul, bandırma gibi bir deniz var arada.
Tek fark iki şehir arasında trenle 45 dakikalık mesafede :)
Bandırma ile İstanbul arası en az 2-3 saat sanırım??

10 Ocak 2017 Salı

Japon kültüründe yeni yıl kutlama mesajları.

良いお年を迎えて下さいね~
Japonya'da yeni yıl kutlama mesajı, yılbaşından bir gün öncesine kadar ve yılbaşı sabahından sonra olmak üzere ikiye ayrılır..
12. Ayın son günlerinde iş veya okul arkadaşlarınızla yılbaşı tatiline çıkarken kullanılır.
Ve yılbaşı gecesi, türkiye saatiyle akşam 6'ya kadar japon veya japonya'da yaşayan arkadaşlarınıza bu yeni yıl mesajını gönderebilirsiniz.
Japonlar yılın son haftasında iş ve okul yılbaşı tatiline girerken.
Sokakta selamlaşıp sohbetten ayrılırken kullanılan kelimedir.
Türkçesi "Yeni yılınız kutlu olsun"
Yazılışı "Yoi otoshi wo" yılbaşı sabahından sonra yeni yıl mesajı farklı olacak çünkü :)
Onuda Altdaki yazıda bulabilirsiniz:))


明けましておめでとうございます。今年もよろしくお願いします🙏
Yılın ilk gününden itibaren 1 ay boyunca ilk kez karşılaştığınız kişiye "Yni yılınız kutlu olsun" olarak kullanacağımız yeni kelimemiz "Ake mashite omedetou gozaimasu" diyeceğiz.
Sonradan da bu senede rica ederim olarak geçen saçma bir kelimeye dönüşen "Kotoshi mo yoroshiku onegai shimasu" olarak kelimemizi bitiriyoruz.
Ocak ayı çıkana kadar kullanabilirsiniz.
Konnichiwa dan daha güzel ve önemli selamlaşma oluyor bu aralar..
Kartımızı Japon arkadaşlarınıza veya japonya'da yaşayan dostlarınızla paylaşabilirsiniz.



Japonya'da geleneksel 20. yaş kutlama günü..

Yıl 2017 aylardan Ocak günlerden 9 :) Bu yıl 96'lıların yılı :)
Bu resimdekiler de benim Oğlumun ilk okul arkadaşları.
İlk tanıştığımızda hepsi 7 yaşında ufacık tefecik çocuklardı :)
Şimdi 20 yaşında birer yetişkin hanım efendiler, beyefendiler oldu :)
Neden 96'ların yılı derseniz.
Her yıl, 1. ayın 9'u japonya'da "Seijinshiki-成人式" dedikleri 20. Yaş günü kutlanır.
Kızlar en güzel kimonosunu giyer, kuaföre gidip saç, tırnak, cilt bakımlarını yapar.
Fotoğrafçıya 20. Yaş seijinshiki hatıra fotoğrafı çektirir.
Bu resim her gencin albümünde olmak zorunda :) Bizim sünnet hatıra resimleri gibi.
Erkek çocuklarımızda en güzel takım elbiselerini giyip onlarda resim çektirmeye gider.
Aynı mahalle ve okul arkadaşlarıyla bir yerde toplaşıp dolaşırlar.
Tapınak, restaurant, sokaklarda..


En güzel kıyafetleriyle bakın ben artık 20 yaşındayım der gibi havasını ata ata :)
Oğluşum şuan ülke dışında okuduğu için bu günü çocukluk arkadaşlarıyla birlikte kutlayamadı.
İki oğlanla, ortadaki kızın anneleri instagram da voleybol takımı resmimde görebilirsiniz :)
Sağ baştaki oğlumuzun annesini 5 yıl önce kanserden kaybettik.
Öldüğüne hala inanamıyorum. Hastalığını hiç hissettirmemişti bizlere.
Çok enerjik, çok güler yüzlü, hiç ölmeyecekmiş gibi koştururdu :(
Ve o oğlumuzun lisesi, yaz tatilinde türkiye'ye götürmüş.
Bir türk arkadaşı olduğu için çok sevinmiş giderken.
Okulca turla gitmiş ve bayılmış ülkemize. Anlata anlata bitiremedi :)
Japonya'da çocuk bayramları çok fazladır. 3. Yaş, 7. Yaş, 20. Yaş günleri vardır.
20 den sonra zaten artık anneler, babalar günlerini kutlarlar inşallah :)

9 Ocak 2017 Pazartesi

Japon şirketlerinde yılbaşı yemekleri..

Japonya'da çalışma şartları çok zordur.
Disiplinle çalışır, üretimde rekor kırmak için emek sarf ederler.
Gerçektende türklerle japonları karşılaştırırsak arada dünya kadar fark bulabilirsiniz.
Bizim millet esnek çalışmayı çok sever. Patron yokmu başta, hemen kaytarır.
Patron olsa da sallana sallana, bir elinde çay, bir elinde sigara, becerebilse ayaklarıyla da telefonu kullanacak :) müşteri varmış, iş ahlakıymış tııınn...
Japonlar'da bunu asla göremezsiniz!
İş yerine adım attığı andan itibaren direk kıyafetini değiştirir.
Çantasını, cüzdanını, cep telefonunu kilitli dolabına koyup sadece bir mendille dolap kilidini yanına alır başlar iş'e..
İş sırasında telefon kullanmak kesinlikle yasaktır!
Sohbet etmek, gır gır şamata yasak.. Mola saatleri dışında azıcık bir dinleneyim yok..
O yüzden kaynaşma çok zordur. Kimse kimseye ailesini, sorunlarını sorup dertleşemez.
Hiç mi yok derseniz var tabiki ama öğle, sigara molalarında.
Bir de iş giriş ve çıkışlarda varsa zaman ayak üstü sohbet ederek dertleşilir..
O yüzden japon şirketlerinde kaynaşmak , dostluk kurmak için iş verenler yıl başının son haftalarında ve yılın ilk haftalarında iki kere toplanıp yemeğe götürür çalışanlarını.

Yılın son haftaları, 12. Ayda olan yemeğe "Bounen kai-忘年会" yıl sonu partisi deniliyor.
Yapılacak bu partinin gününü, yerini, ne yenileceğini, nereye gidileceği, partide neler yapılacağını herşeyi patron ayarlıyor.
Yaklaşık 1 ay kala bir kağıta yazıp görünür bir yere bounen kai nin tarihini ve hangi restaurant veya otelde olacağını duyuruda öğreniyorsunuz.
Çalışanlar katılmaya mecbur bu partiye. Başka bir yere söz vermemesi için haftalar öncesinden duyurulduğu için hiç bir mana bulamazsınız:))
Ani hastalık veya bırakacak yer bulamadığınız çocuk varsa onu mana edip iptal edilebilir.
Patron o kadarına da karışamaz herhalde:) Kızım çok küçükken onu mana edip katılmazdım.
Büyüyüp ilk okula başlayınca artık yemiyor bu da:) Bende erken kalkıyorum yemekten.
Patron neden ısrar ediyor derseniz aslında gerçektende kolay birşey değil.
Yılsonu ve yıl başı partileri zamanları cidden bütün mekanlar dolu.
Kazara iptal olsa, yemek yemesek bile o günün parasını ödemek zorunda patron.


Gelelim partiye. Bizim oturacağımız yerleri bile patron ayarlamış:)
Herkesin ismini tek tek yazıp masalara koymuş. Mevki sıralamasına göre en iyi çalışanlarını, müdürünü, yardımcılarını kendi masasına koymuş. Diğerlerini de onların yanlarına doğru uzayıp gitmişiz:) Bütün herkes toplandığında patronun konuşmasıyla yemek başlar.
Sonra sırasıyla yemeklerin biri gelir biri gider :) Adam cidden kıymış paraya :)
Ana yemeğinden, tatlısına kadar herşey sınırsız. İçecek sınırı da yok.
Yemek yedikten sonra patron ilk sağından itibaren herkese düşüncelerini, bu bir yıl boyunca neler yaşandı, varsa şikayetinizi anlatmanızı istiyor.
Hiç sevemedim bu konuşmaları. Kısadan kesip teşekkür edip yanımdakine veriyorum sırayı:)
Bu sefer paralı oyunlar da çıkarmış. İpin ucundaki mandalı bulmaca. makas, tas,  kağıt oynamaca falan. 5 bin yenim (150 tl) gitti..
Kumar olduğunu biliyorum ama ses edemiyorum. Japonya'da kurala aykırı davranamazsınız.
Göze batmamak için mecburiyetten sustum. Ama kağıt, makas, taştan 10 bin yen (300 tl) kazandım. Sevindim mi diye sorarsanız asla. Giden paramı kurtarsam yeterliydi doğrusu.
Ama 40 kişi içinde en son ben ve arkadaşım kaldı ve ben onu yendim..
Kutlama mekan saati 2 saat olarak ayarlanmış. 2 saatten sonra eğlence devam diyip karaokeye, bilardoya, içmeye falan herkes ya toplum yada ayrı ayrı gruplar halinde dağılıyor.
Ben direk eve maalesef:) sadece 1 kere çocuk yokken karaokeye gitmiştim.

İkinci yemeğimize de "Shin nen kai-新年会" yılbaşı partisi deniliyor.
Bu da 1. Ayın ilk haftalarında olur. 1. Ay bitmeden kutlanması gerek.
Bounen kai ile aynı şekilde kullanılır. Pek bir fark yoktur. Sadece yemek ve mekan farklı olur.
Son Shin nen kai yi Türk restaurantında kutlamak istedi patronum.
Bende hâliyle eşimin çalıştığı restaurantı önerdim. Bir de dansöz ayarladı restaurant.
Al sana bir türk gecesi :) Japon restaurantlarına göre pahalı ve yemekleri az buldular :)
Ama lezzetlerine diyecek bir şey bulamadılar..
Çok şükür bu sefer paralı oyunlar yoktu :) dansöz yetti onlara :) yemekten sonra yine klasik sabahlamacalara devam etti arkadaşlar. Ben bu sefer çocuklarımı da götürdüm.
Ama onların ücretlerini kendim ödemek şartıyla.
Herkes dağıldıktan sonra eşimi de bekleyip ailecek evimize döndük :)

2 Ocak 2017 Pazartesi

Japonya'da yeni yıla nasıl girilir?

Japonya'da yeni yıla girmek gibisi yok..
Çok farklı bir ülkede, çok farklı bir şekilde yeni yıla girmek tarifsiz bir duygu..
Japonların yeni yıla girdikleri 12 ayın 31'ni, 1. Ayın 1'ne bağlayan yılbaşı gecesini anlatıcam.
Altdaki resim bizim mahallenin tapınağı ve gecenin 00:15 anneme dedim gel dışarı çıkalım.
Ben zaten japon kültürünü bildiğim için, gecenin o saatinde neyle karşılaşacağımızı tahmin ettim ama annem bilmiyordu:) ilk önce markete gittik.
Çünkü japonya'da gece 22:00 den sonra ellerinde kalan tüm günlük et, sebze, ekmek, süt, yumurta, hazır yemekler %50 indirime iniyor. Annem'de bunu öğrendiği günden beri o saatlerde hadi bakalım markette birşey varmı diye dışarı çıkmak istiyor.
Ana yüreği işte. Kızının mutfak giderlerine az da olsa yardımda bulunmak istiyor :)
Her geldiğinde 3 ay kaldığı için kendini yardımda bulunmak zorunda hissediyor.

Oradan da mahallemizin güzidesi olan "Yasaka Jinja" nın bahçesine girdik.
Her yıl yılbaşı gecesi mahallemizin tapınağı ışıl ışıl olması için ekstra lambalar takarlar.
Görevliler bir o tarafa bir bu tarafa koşturur durur.
Öyle güzel tatlı bir telaş vardır ki tarifi imkansız. Saat 23:45 falandı bahçeye girdiğimizde.
Sanırım 30 kişi ya vardı yada yoktu. 15 dakikanın içinde en az 300 kişi toplandı.
Her gelende oluşturulmuş sıraya girip beklemeye başladı.
Bu ne sırası acaba? Dedi annem..
Yılbaşı kutlamaları için yabancılar dışında eğlence yerlerinde japon bulamazsınız.
Olanlarda yabancı olan arkadaşlarını oraya getirmek için gitmiştir.


Japonya'da yeni yıl tapınaklarda karşılanır.
Aileler yeni yıla saatler kala yavaş yavaş tapınaklarda toplanmalara başlar.
Tam saat gece yarısı 00:00 da hep bir ağızla son 10 saniye geriye sayılır.
Hep birlikte İngilizce "Happy New year" dedikten sonra birbirlerine "Akemashitte omedetou gozaimasu" diyip dua için sıra ilerlemeye başlar.
İlk önce çanın altındaki bağış kutusuna  para atar. Peşine insan kalınlığındaki urgana bağlı çanı sağa, sola sallayıp 3 kere el çırpıp gözlerini kapatarak dua ederler.
Yılın ilk 3 günü gidebildikleri tüm tapınakları ziyaret edip her tapınağın tanrısından yeni yıl için iyi dilekler dilerler.
Annem çok şaşırmıştı :) kuyruğun sonunu aradı ama bulamamıştı.
Gecenin o saatinde sokaklar insan kaynıyor.

Japonya'da ki bütün tapınaklar 3 gün boyunca 24 saat duaya açıktır.
Tapınak çevresinde pazar kurulur. Hazır yemek satılır. Sabaha kadar insanlar yiyip içer.
Bizim kebapçılar için en büyük pazar alanları yılbaşında olur.
Her matsuri pazarında kesin en az 3 tane kebapçı bulabilirsiniz:)
Eşim bu yıl Kobenin "Nishinomiya" tapınağın pazarında.
48 saat uykusuz bir şekilde kebap sattı. 2. Günün gecesi 12 de uyumaya eve geldi.

Sabahlara kadar insanları sokakta bir yerden bir yere giderken bulabilirsiniz.
Aynı bizim mevlit kandillerinde cami cami dolaşmamıza benziyor.
Biz her bir camide o caminin evliyalarından dilekler dileriz.
Japonlar her tapınağın farklı tanrılarından diler.
Beyaz balonlara benzeyenlerde tapınağa yardımda bulunanların işletme veya kendi isimleri yazılı.
Onun altındaki görevli kadında tapınak adına şans dileği satıyor.
O yıl neyle karşılaşacağı, şanslı mı şanssız bir yıl mı olacağı yazılı yeni yıl şans dilekleri.
Ne çıkarsa bahtına 😍
Bu tapınak bizim önceki evin arka tarafında.
3 gün boyunca sesten uyuyamazdık. Şimdi tapınağın bir üst caddesine taşındık.

31 Aralık 2016 Cumartesi

Japonya'da yeni yıl tatili bildirim afişleri.

Japonlar için yeni yıl çok çok önemlidir.
Haftalar, günler öncesinden hazırlıklar yapılır.
Günler öncesinden tatiller başlar. Küçükler ailelerinin yanına tatile gider.
Ailecek kurulan sofralara oturulur özlem giderilir.
Japon kültüründe yılbaşında ailecek tapınak gezileri çok önemlidir.
O yüzden tatil başlar başlamaz ailelerine koşarlar ki birlikte yeni yıla girmek için hep birlikte tapınağa gidip gece 12 oldumu tapınakta dualarla yeni yılı karşılarlar.
Japonya'da okullar 3 dönemdir.
1. Dönem yaz tatili dir.
2. Dönem kış tatili dir.
3. Ve son dönem bahar tatili dir.
İkinci dönem olan kış tatilini yılbaşına denk getirirler ve 15 günlük dönem tatili olur.
Sadece ana okullar 3 gün tatil yapar. Geri kalan ilk, orta, lise, üniversite hepsi 15 gündür.
Japon resmi daireler ve özel şirketler yılbaşına bir hafta kala örneğin: 12/27 si gibi tatil başlar.
1. Ayın 5' ne kadar tüm Japonya tamamen bir ölü ülke olur:)
Hiç bir işlem yapamazsınız. Ne bir resmi evrak, ne bir adliye işi nede taşınabilirsiniz.
Resmen Japonya'da yılbaşı tatili bitene kadar hayat durmuş bir şekilde beklersiniz:)
Alışveriş merkezlerinde, caddelerde, sokaklarda in cin top oynar :))


Bütün dükkânların kepenekleri inmiş vaziyette, kepeneğe yapıştırılmış kocaman afiş kart postal şeklinde yeni yıl iyi dilekleri yazılmış, 1. Ayın kaçına kadar tatil olduğunu belirten yazı bulursunuz.
Ve gelecek yıl Çin takvimine göre hangi hayvan olacaksa onun resmi basılmıştır.
2017 Horoz yılıymış:) şimdi tüm dükkânların kepeneklerine ayın beşine kadar bu tarz kağıtlar vardır.
Çok önemli bir işiniz varsa o Kâğıtta yazan güne kadar kış uykusuna yatın derim:)
Cidden vakit geçmiyor bu tür zamanlarda.
Afişin sol tarafında yazan kısım tatilin bitme süresidir.
Bazı müdürler sayı ile 5 yazarken bazıları da Kanji ile"五" olarak yazmıştır.
Hepsi de el yazısı ile yazdığı için okumakta zorlanabilirsiniz:)
Şuan Japonya'da iseniz ve bütün dükkânların kepenekleri inik olarak bu kağıtları görüyorsanız geçmiş olsun alışveriş yapma keyfini en az bir hafta ertelemek zorunda kalacaksınız:)
Çok azı ve çok nadir dükkanlar açıktır. 100 yen shop mağazaları bile en az 3 gün kapalı olacak.
Japonya seyahatinizi sakın yılbaşına denk getirmeyin pişman olursunuz:))

3 Aralık 2016 Cumartesi

Japonya'da kapı önüne konulan cam ağacı nedir?

Japonların gelenekleri, görenekleri bazen beni bile şaşırtıyor.
Bunca yıl içlerindeyim ama bazen o kadar saçma geliyor ki..
Bazıları aslında hoşuma gidiyor. Hatta çok sevdiklerim bile var.
Örneğin bugün size anlatacağım kapı önü şans ağaçları.
Her yıl bu günlerin gelmesini ciddi ciddi sabırsızlıkla bekliyorum:)
İçim açılıyor nedense:) her kapının önünde bu çam ağacı aranjmanları var.
Tüm japon evleri yem yeşile bürünüyor bu da benim çok hoşuma gidiyor:)
Japonya artık resmen yılbaşı hazırlıklarına başladı.
Tapınak gezileri, festival pazarı(matsuri) dualar, iyi dilekler..
Japon kültüründe resimde görmüş olduğunuz bu koca dev saksıları kapı önüne koyarlar.
Japonca adı "Kado matsu-門松" Türkçe'de kapı çamı diye çevriliyor.


Japonlar'da tanrı çok olunca her tanrı için farklı farklı adaklar, dilekler oluyor işte :)
Bu çam süsleme geleneği de "Saikamisama-歳神様" denilen bir tanrı için koyuluyor.
O tanrıdan, ev önüne koymak eve sağlık, sıhhat mutluluk girmesi,
dükkan önüne koymaksa, dükkana bereket girmesi dileği dileniyor.
Benim oturduğum tüm binaların giriş kapısına koymuştur ev sahiplerim.
12. Ayın ortalarından, 1. Ayın ilk haftasına kadar durur.
Büyük avm'lerde de görürsünüz. Oradakiler daha devasa oluyor :)
Cam ağacı, yılbaşı çiçekleri ve bambu gövdesi ile harika bir arajman oluyor.
Ben seviyorum bu geleneği :) Evimizin girişini de süslüyor..

Bu boy bir arajman tanesi yaklaşık 30 bin (900 tl) yen'miş.
Bizim önceki binanın ev sahibi bundan biraz küçüğünü koyuyordu ozaman sormuştum o boyun tanesini 10 bin (300 tl) yen demişti.
Kapının bir sağına bir de soluna iki tane koyuluyor.
Ve her sene de yenileniyor bu saksılar.
Yapay değil. Taze cam ağacı olduğu için süre bitince geri iade ediliyormuş.
Sen o kadar para ver ama 15 gün tut cidden akıl kârı değil ama adamların inançları bu.
Bir de yaz aylarında başka bir inanış var.
İleride onu da tanıtıcam. O, 50 bin (150 tl) yen'lerden başlıyor:))

28 Kasım 2016 Pazartesi

Japonya'nın buluşma evleri..

Bir önceki yazımda Japonya'nın apartmanlarında ki toplantı odalarından bahsetmiştim..
Bugün ki yazım da yine bir birine benzer bir konu ama bu sadece bir apartmana değil de , bütün semte açık "Toplantı evleri"nden bahsedicem..
Bu evler genelde müstakil oluyor.
Oturduğunuz semtin, belediye'sine ait Kültür merkezi içinde, oda oda bölünmüş büyük, küçük konferans salonu bulunan yerler oluyor.
Bizim mahallede de var bu ev. 3 katlı, bahçesi olan müstakil bir bina.
Ev'de sabah 7, akşam 5 bekleyen görevli var. Evin hemen girişinde ofisi.
Aynı bir evin ziline basar gibi zile basıp kapıya çağırıyoruz.
Evi kiralamak istediğinizi önce beyan ediyoruz.
Hangi tarihte istediğimizi soruyor görevli.
Örneğin: 12. Ayın 8'nde diyelim. Hemen rezervasyon defterini alıyor eline:))
O ay, o gün başka bir rezervasyon var mı diye defterine bakınıyor..
Henüz daha çok zaman olduğu için 1-2 ay öncesinden kiralamak çok kolay.
O gün saat kaç ile kaç arası istediğinizi soruyor.
Akşam 5 gibi isterseniz gece 10 a kadar süreniz vardır. 10 dan sonrası yasak. Anahtarı size veriyor.


Eğer benim gibi 15 yıldır aynı mahallede oturuyorsanız anahtarı size teslim edip ertesi gün de verebiliyorsunuz:))
Bazen öğlen 12 de istiyorum randevuyu o gün akşama başka bir randevu da varsa 7 ye kadar istediğiniz kadar kullanabilirsiniz diyor.
Yani bu tür evler kısa süreli saatlerle çalışmıyor. Genelde yarım günlük oluyor.
Biz kına gecesi için kiralıyoruz, kutlu doğum haftası için kiralıyoruz, voleybol takımının yıl sonu yemeği için kiraladık vs..
Bir kiralama 3 bin yen (80-90 tl arası) çok uygun fiyatları..
Eğer özel ders vermek istiyorsanız çok uygun oluyor bu tür evler veya odalar.
3 bin yen'e 5~ kişiliği geçen grublar için iyi para kazanma fırsatı veriyor:)
İçinde yok yok:)) karaoke seti, buzdolabı, mikro dalga fırınlar, wc, banyo, masa, sandalye, bildiğiniz ev:))
Toplantı veya parti gibi genel işler için kiralanıyor..
Yani evi ben tutayım karı kız atarım diye aklınızdan bile geçirmeyin:))
Evi ter temiz olarak teslim aldığınız gibi tertemiz de vermek zorundasınız:))
Yiyelim, içelim aman gelir görevli temizler diye bir kural yok:))
İşimiz bitince bayanlar bir araya gelip komple temizlik yaparız.
Türklerde ne pis insanlarmış demesinler diye inanın dip bucak temizler bırakırız:)

Türkçe, İngilizce ders vermek için veya belly dance için de kiralanabilir..
Belediye binalarına japonca "Kumin sentaa-区民センター" diye geçiyor..
Bizim semt Naniwa-ku. Bizim belediyenin kültür merkezi "Naniwa-ku kuminsentaa-浪速区民センター" olarak aratınca hemen bilgilerine ulaşıyorum..
Sizin de semtin adı neyse bu şekilde yazarsanız size en yakın kültür merkezine ulaşabilirsiniz..
Belediyenin kültür merkezi içinde bulunan kiralık odalar genelde amatör resim sergisi, el işi sergisi, özel ders, konferans vermek için, özel dil okulları yıl sonu müsamere yapmak için, özel müzik grubları konser vermek gibi türlü şeyler için kiralıyor..
Osaka, Kyoto, Kobe, hyogoken gibi çevre şehirlerde yaşayanlar Türk kültür merkezi adı altında kurban bayramlarında bir araya geliyoruz.
Türk musikisi, kurban bayramı nedir gibi söyleşiler, çocukların gösterileri de oluyor.
Yani 10 kişinin sığacağı küçük odada tutabilirsiniz.
200 kişinin sığacağı konferans salonu da tutabilirsiniz..

8 Kasım 2016 Salı

Japonların apartman toplantı odaları..

Japonya'da çalışmayan ev hanımları, doğum iznine çıkan anneler veya yarım günlük part time çalışanlar, apartmanlarında bulunan ortak kullanım dairelerin de ayda bir ev oturması (gün) düzenlerler.
Bizim gün'ler gibi parasına veya altınına değil tabi ki:)
Öyle müzik çalıp göbek atmada yok:)
Tek niyetleri Japonya gibi selam sabahın sıfıra düşmüş bir ülkede komşuluk ilişkilerini bir nebze de olsa sıkı tutmak amaçları.
Bu dairede; oda, mutfak, banyo, wc ve bir salonu bulunmaktadır..
Binanın 1. veya 2. Katında bulunuyor..
Binanın büyüklüğüne görede bu daire sayısı değişebilir.
Bazı sitelerde diğer katlarda da bir kaç tane bulunuyor.
Çünkü talep çok yoğun. Misafir ağırlamak için bile bu daire odalarını tercih ediyor japonlar.


Genelde her apartmanın en üst katı ev sahibine aittir.
Bu kişinin 2-3 binası varsa; günü birlik bu apartmanları dolaşır, sorunlarınızı evsahibinin daire ofisine telefon açarsanız aynı gün içinde gelir ve hemen halleder sorununuzu:)
Bir çok apartmanda resepsiyon tarzı kapıcı da vardır.
Giriş katta büfe camekanı gibi bir yerde sabah 7 akşam 5 bekler..
Bu apartman görevlisi japonca "Kanrin san" deniliyor.
Ne derdin varsa aşağı inip Kanrin san'dan Rica edebiliyorsunuz..
Bizim binamızda da kapı yönetici var. Asansörün hemen yanında resepsiyon odası.
Bir sorun varsa pijama, terlik 1. Kat'a inip asansörden çıkmadan hemen söyleyip çıkıyorum:)
Bazen evde arada bir pişirdiğim leziz Türk yemeklerinden de götürüyorum:)

Hangi gün hangi saat aralıklarında  toplantı dairesi bana lazım diye isminizi yazdırın ki aynı gün, aynı saatte başkasıda bana da lazım dı diye karışıklık olmasın istiyorlar..
Eğer Kanrin san yoksa veya çok büyük şirketse her yıl, bu toplantı dairesinin anahtarını bir apartman sakinine emanet edilir.
Doğum günü partilerinde, özel toplantılarda, misafir ağırlamak gibi vs. İşler için bir günlüğü 500 yen'e (yaklaşık 15 tl) kiralanır.
Eğer kendi binanızda böyle konferans odası yoksa, çevrenizde bulunan ve binasında böyle bir odası bulunan arkadaşınıza rica edip kendi adına kiralayıp sizi misafirmiş gibi davet edebilir..
Herkes evinden birşeyler hazırlayıp gelir veya bir barbekü partisi yapılacaksa herşey ortak ödenir.
Japonlar, öyle bütün mahalle ilişkilerini pek sevmezler.
Genelde 3-5 kişiyi geçmeyen grublar halinde komşuluk ve arkadaşlık ederler..
Ailelerinden uzak yaşadıkları için içine kapanık, sessiz, sakin bir hayat yaşıyorlar.
O yüzden de kalabalık ortamlara gelemiyorlar.. Çok gürültülü, çocuk sesleriyle dolu partilerden uzak dururlar.
Bizim türk erkekleri, bir japon kız ayarlayıp evlenip Türkiye'ye memleketine götürüyor.
Çok kalabalık komşuluk ve akrabalık ilişkileri yaşayan bir milletizdir.
Bu japon kızları, sessiz sakin tek yaşanılan bir hayattan hooopp 12 saat sonra ana, baba, hala, dayı, amca, kuzen üzerine birde kolu komşulu bir sürü halinde gezilen, dolaşılan, oturan bir topluma girince şok geçiriyorlar!
O kızı 2. Kez memleketinize götürürseniz öpünde tepenize koyun:))

29 Eylül 2016 Perşembe

Japonya'da Düğünleri

Japonlar birlikte yaşamayı evlilikten daha çok tercih ediyorlar..
Lise yıllarında sevgilisi olmayan kız veya erkek sayısı %1 diyebiliriz :)
Lise bitene kadar orda burda, cafe, park gezip dolaşırlar.
Üniversite 1 oldumu hemen ailelerinden ayrılıp sevgiliyle ev tutmalara başlar
Görücü usulü evlilikler neredeyse 50 yıldır yok denecek kadar azalmış durumda..
Gençler sevdiği insanla aynı evi paylaşıyor, hayatı paylaşıyor fakat nikaha hiç de sıcak bakmıyorlar..
Eş'li ama özgürler:()
Görücü usulü evlilikler yok denecek kadar azaldı desekte kız isteme merasimi hala vardır.
Damat adayı; kızın ailesinden izin almak için aileden bir gün belirlemesini ister ve damat tek başına kızın evine gelir..
Bu bizimkinden biraz farklı bir sistem:) Biz de kız istemeye en az 15-20 kişiyle gideriz:)
Halası, dayısı, amcası, kuzeni, arkadaşı derken bakmışsınız bir minibüs insan olmuş.
Japonya'da Kız isteme işi sadece damat adayına bırakılmış:)
Ha kız tarafında da yine bizimkisi gibi aman yarın beni istemeye gelecekler dayı,
amca, kankam vs bize gelin demez gelin adayımız da:)
Damat adayı gelmeden önce aile arasında güzel kiyafetler giyilir,
geleneksel bir japon çayı ve yanında ufak bir ikramı hazırlanır yer masasına konulur.
Oğlumuz gelir ve yere çömelir önce bir selam verilir.
Oğlan ve kız masanın bir tarafına, kızın anne ve babası bir tarafına oturup başlanır konuşulmaya..
Damat adayımız üslubunca konuya girer ve başını öne doğru eğerek kızın babasına,
"お願いします!娘さんを、ボクにください!"  (Türkçeye çevirirsek kabaca, lütfen kızını bana ver oluyor) kızıyla evlenmek istediğini ve kendisinden buna müsade etmesi için izin almak istediğini söyler.

Söz artık baba'nın iki dudak arasındadır. Burası aynı bizim kültür gibi, kızın babası oğlana sorularını sıralar:) Ne iş yaptığını? Kızını neyle, nasıl geçindireceğini? Gelecekteki planını?
Bu tür sorular sorar ve olumlu ikna edici cevaplar alması sonucunda kız isteme merasimi tatlılıkla mı yoksa tatsız bir şekilde mi bitecek oğlanın cevaplarına bağlı..
Kız isteme merasimi olumlu geçmişse düğün hazırlıkları başlanır.
Japonya'da kızlar çoğunlukla evleneceği erkekle birlikte yaşadığı için o gün herkes evine döner.
Kız isteme işlemi bittikten sonra her iki tarafın aileleri dışarıda bir restaurantda buluşma planlarlar.
Aileler ilk kez bir araya gelip tanışılır. İlk tanışma dışarıda olur (çoğunluğu)
Sonrasında birbirlerinin evlerinde görüşmeler, buluşmalar başlanır.
Bizim kültürümüz de ki gibi öyle koca bir liste yapıp vermez kız tarafı.
Yok kız tarafı yatak odası, erkek tarafı beyaz eşya alacak. Yok 5 bilezik, gerdanlık takımı istekleri olmaz :) kimse kimseden birşey isteyemez.
Gerçekten de japonya'da düğünler çok rahat ve hızlı oluyor.
Mobilyacılar, kuyumcular, ev inşaatı, tülü, perdesi telaşı yoktur.
Birlikte yaşayan bir çiftse eğer zaten ev hazır ve kuruludur. Sadece yenilenebilecek eşyalar yenilenir.
Ya da henüz birlikte yaşanmamışsa bir emlakçı dan ev bulunur ve bir 'Home center' mağazalarına gidilip bütün ev eşyası tek bir yerden sipariş edilir.
Kız ile oğlan tüm eşyalarını, veya varsa sadece yenilecekleri taksitle alır ve tüm taksitler kız ile oğlan üstlenir..
Aileler yardımda bulunurlar ama sınırlı. Genelde kızla, erkek karşılar masrafları.
Gelirleri az ise aileler yardım eder..
İlk yapılacak alışveriş; yüzüklerdir:) Genelde alyans seçilir. Tek taş nadirdir.
Tek taş olacaksa kesinlikle pırlanta olmalıdır. O yüzden Japonya'da pırlanta çok pahalı olduğu için pek yanaşmak istemezler:) Ama minicikte olsa kızın alyansı pırlantalı olur.

Japonlar 3 şekilde evlenir.
1. Şinto dinine göre tapınakta. 2.Hristiyan kilisesinde. 3. Lüks otel veya bir restaurantda.
Japon geleneklerinde dini nikah tapınakta veya Hristiyan kilisesinde.
Resmi nikah belediye binasında; Düğün merasimi de lüks bir otel veya restaurantda olur.
Sabah ilk saatlere bir şinto tapınağından dini tören için günler öncesinden randevu alınır.
Gelin, damat ve aileler erkenden tapınağa giderler.
Tapınakta, geleneksel Japon gelinliği olan "白無垢-Shiromuku" denilen gelinlik giydirilir..
Damata da "紋付-Montsuki" adındaki bir çeşit damatlık Kimono giydirilir..
Muhteşem bir şinto dini merasimle gelin ve damat Allahın huzurunda evlenirler.
Eğlenceli olan restaurant düğünü ise genelde aynı güne denk getirilir.

Düğün eğer kilisede olacaksa, gelin alır gelinliğini gider nikahın kıyılacağı yere saç baş yapılıp gelinlik giyilir merasim gerçekleşir. Gelin yine günlük kıyafetlerle geri döner.
Öyle gelin alma, gelin gezdirme, düğün yemeği hazırlamaya gitme yok:)
Otel ya da restaurant da olan düğün törenine gelin saçını kuaförde yaptırıp,
yine günlük bir kıyafetle düğün yerine gelir.
Orada muhakkak bir gelin odası bulunur. Gelinlik o mekanda giyilir.
Damatta aynı şekilde tam takım gelmez. Son rütuşları odada yapar.
Japonya'da gelin arabası kültürü de yok. Gelin almaya gitme, gelin konvoyu yapma da yoktur.
Düğün resmi var çok şükür:)) dünyanın neresinde olursanız olun bu ömür boyu saklanacak bir hatıra değilmi..
Dış çekim pek olmaz ama nadir de olsa yapan var.
Bir de başka bir çeşit düğün var o da yurt dışında 3-5 kişilik bir düğün merasimi.
Genel de 'Havaii' ye gidilir. Kız ile erkek tarafında anne, baba, kardeş dışında pek kimse olmaz.
Varsa amca, dayı, hala veya teyze gelir. O da hepsi de gitmez :)
Çünkü kimse 10 dakikalık bir sade merasim için  en az 150 bin yen masraf yapmak istemez.
Oraya giden herkes kendi masrafını kendi çeker. Kimse kimsenin masrafına karışmaz..
Yurt dışı olduğu için kimseyi davet edemiyorlar.. Etse de kim gider 😄😅

11 Eylül 2016 Pazar

Japonya'da Bayram Havası..

Japonya'ya geleli bayramları, düğünleri unutur olduk..
Hani büyüklerimiz der ya hep 'Nerde eski bayramlar' biz eskisini bırak şu anki bayramları yaşayamaz olduk..
Çocuklarımın ikisinede bayram coşkusu vermeye çalışıyoruz hep..
Bizim evde bayram sabahları bilgisayardan çocukları Barış Manço'nun 'Bugün Bayram çocuklar' adlı şarkıyla uyandırız.
Çocuklar bu şarkıyla kalktıkların da bugün bayram sabahı olduğunu anlarlar ;))
Okula hazırlanan çocukları sıraya dizip çocuklar hadi sıraya dizilelim bugün bayram bayramlaşalım diyoruz..
Bizde bayram 5 dakika sürüyor..
Çocuklar zorlada olsa ellerimizi öptürüp bayram kültürümüzü tanıtıyoruz..
Böyle bir özel günümüz var diye en fazla yarım saatlerini onlardan çalıp anlatmaya çalışıyoruz.
Akşama okuldan geldiklerinde çevremizde en fazla 3 tane büyüğümüzün yanına götürüp bayramlaşmaya geldik amcası diye ellerini öptürüp bayramlaştırıyoruz..
Sağolsun 'İstanbul Konak restaurant' sahibi rıza abimiz, 'Karakuş kebab' dükkanında da Mehmet abimiz, bahattin abimiz arada da denk gelirsek gaffar amcamızdan başka kimsemiz yok bizim!
Nerde o eski bayramlar demek? Biz keşke bayramı yaşayabilsek diyoruz..
Hani kimse orada sizi zorla tutmuyor çok istiyorsan dön de gel diyenlerde var.
Hayat gayesi işte ekmeğin nerdeyse sen ordasın..
Kısmetimiz varmış ki yiyoruz..
Ben hiç çocuklarımla bayram alışverişine çıkmadım..
Hiç bir zaman baklava, kolonya, şeker alıp hazır beklemedim..


Eşim bayram namazına iki kere gitti..
Çünkü kaldığımız şehirde cami yok, cemaat yok, Türk var ama bayram gelmiş haberi yok.
Japonya'da cami sadece "Kobe" ve "Tokyo" da var.
Osaka'ya en yakın olan Kobe camisidir. O da hızlı expres trenle 45 dakikalık mesafede bir şehir.
İstasyondan da 25 dakikalık yürüme mesafesinde..
Eşim 16 senede 2 kez bayram namazına gitmişliği var:)  Birinde geceden gidip arkadaşta kaldı.
Diğeri de sabah 5 de hep birlikte kalkıp ailecek gittik.. o kadar erken kalkıp çıkmamıza rağmen namazın sonuna doğru varabildik..
Abdest alıp çıksakta yol uzun bozuluyor:) oraya varınca tekrar tazelemek zorunda kaldık:)
Endonezyalılar Fukushima semtinde bir bina kiralamış orayı mescide çevirmiş.
Eşim bir keresinde de oraya gitti fakat binayı bulması zaman almış..
Anlayacağınız Müslümanlık asıl gavur ellerde zor..
İki kere türkiye'ye tatile gittiğimizde ramazan bayramına denk geldik.
İnsanlara bakıyorum pazar, çarşı, mağaza akın akın dolmuş adım atılmıyor..
Herkes birbirine bayramda kendime şu eteği aldım, şu gömleği aldım diye gösteriyor..
Bana da soruyorlar ne giyeceksin bayramda?
Biz de bayram kültürü yok, bayramlık ta yok diyorum:)
Cidden de yok! Hiç çocuklarıma bayramlık almaya gitmedim türkiye'de de..

Bugüne kadar çocuklarım 'Kurban Bayramı' kültürümüzü de görmedi..
İlk defa geçen sene gördüler kurban bayramını..
Bizde kestik Allah kabul etsin. Babasına oğlanı götürme korkar, rüyasına girer diyorum.
Oğlan bu sene 20 yaşına girecek ama ben bunu çocuğun kaldıramamasından korktum.
Nerdeyse 20 yaşında çocuk ilk defa bir hayvanın kesileceğine tanık olacak.
Kaldığımız yerin tam karşısında kurban kesim yeri vardı.
Kızım hayvanların gelişini birde kanları gördü balkona, cama çıkamadı..
Hani et yiyor ama sanki tarladan geliyor sanıyor:)
Kızı çok etkiledi kurban bayramı.. Ama güzel bir dille neden bu bayramı kutladığımızı, niçin kestiğimizi anlatmaya çalışıyorum.
Baktım ki ağlıyor köfteleri, sucukları lop lop götürürken iyi dedim:)

Son 5-6 senedir 'Türk Okulları' (fetuhlah gülen) cemaati kurban bayramlarında "Bayramlaşma" kutlamaları düzenlemeye başladı.. 3 kere falan katıldım bunlara..
Japonlar çok rağbet gösteriyordu bu kutlamalara. Salonun nerede yarısından fazla japonla dolu aşağı yukarı 150 kişiye yakın Türk, japon, İngiliz, Kanadalı bir çok yabancı konuklarla bayramlaşma imkanım oldu..
Japonya'da yaşadığımız süreç içinde 2-3 kere kurban eti yemek nasip olmuştu.
Onun dışında ilk kez geçen sene gördük ve yedik..
Sakın nerde kaldı eski bayramlar sözünü kullanmayın!
Türkiye'de bayram bayram gibi yaşanıyor hala...
O eski bayramlardan çıkıp gelmişiz buralara.
Bizim için eski bayramlarda yeni bayramlarda türkiye'de kaldı..
Kurban Bayramınız Mübarek olsun.. Şimdiden Allah kabul etsin..

2 Ağustos 2016 Salı

Japonların 'Yukata' Kültürü..

Evettt japonların dört gözle beklediği yaz geldi çattı..
Mevsimlerden yaz.. Yukatalar dolaplardan çıktı, temizlendi, hazır bekliyor:)
Japonlar için 'Yukata' kimono'dan sonra en önemli ikinci geleneksel kıyafettir...
Kimonosu olan az olsa da, yukatası olmayan bir tek japon bulamazsınız..
0~ yaştan başlayıp bir ayağı çukurda olana kadar her erkek ve kadının yukatası olmak zorundadır:))
'Kimono' düğünlerde, törenlerde, çocukların okul mezuniyet veya tanışma günlerinde, merasimlerde, cenazelerde, çok önemli randevularda giyilir..
Ve hatta bazı japon şirketlerinde, otellerde ve restaurantlar da üniforma yerine Kimono giyilir.
'Yukata' sadece yaz'ın giyilen bir kıyafettir.. Festivallerde, panayırlarda giyilir.
Eğlence maksatlı giyilen, kızların gelinlik gibi süsleyerek giydikleri geleneksel kıyafettir.
Yaz'ın ilk günlerinden, son günlerine kadar yaz partilerinde çoğunlukla 'Yukata' giyerler.
Kimonoya göre daha ince ve daha serindir.. Pamuk kumaştan yapılmıştır.
Kimono ipek veya setenden yapıldığı icin çok sıcak tutuyor.
Yaz'ın Kimono giymek bir eziyet olsa da önemli merasim veya törenlere normal kıyafetle gitmek o tören veya merasim sahiplerine yapılmış bir terbiyesizlik olarak görülür.
Yukatayı giyip giymemek size kalmış birşey. Partilere, festivallere yukatasız gelmek yasak diye birşey duyamazsınız ama bu işin geleneği, göreneği olarak görülüyor.


Sadece bir kot ve gömlekle panayıra çıktığınızda farkedilmezsiniz bile.
Ama saçlar kuaförde yapılmış, makyajlar yapılmış, tırnaklar yapılmış göz alıcı yukatanızla tüm festival alanının gözdesi olma adayısınız:)
Benim kız bile japon gibi görüyor ve düşünüyor..
Mahallemizin festivali yaklaştıkça başımın etini yemelere de başlıyor:))
5 yaşından itibaren hadi yukatamı çıkar. Hadi yukatamı yıka ütüle. İki gün kaldı hazır mı yukatam?
Demeleri hem çok hoşuma gidiyor hemde kızdırıyor sabırsızlığı:))
Biraz da yukatayı tanıyalım..
Pamuklu ince kumaştan dikilmiş, 5 parçadan oluşan, kocaman güllü, renkli bir uzun sabahlığa benziyor.
Yukatanın içine sadece iç çamaşırları giyilir. Kötü görüntü oluşmaması için kızlar içine korse tayt'da giyiyor..
Yukatayı üzerinize giydikten sonra ortadan tutup biraz yukarı kaldırarak boy ayarını yapın. Çünkü bir hayli uzundur. Yukarı kaldırıp 'Koshi himo' ile belinizi sararak bağlayın..
Üstte kalan fazlayı kemerin üstünden doğru aşağı doğru katlayın.
Katlandığınız kısmın üstüne de 'Hekoobi' yı bağlayın..
Sonra kollarınızın içinden yakanızın ayarını yapıp en son ' Musubi tai' bağlamaya başlayın.
Onun bağlama şekli videolu görüntüler de bulabilirsiniz.
Çekebilirsem buraya atarım sonra:) olmadı siz youtubdan izleyerek giyinin:)
En son 'Geta' terlikleri giyip, birde torba el çantaları alıp takın:)
Giyinme şekli bornoz gibi de diyebiliriz. Giymesi çok kolay ve basit olan yukatayı tek başınıza kendi evinizde yardım almaksızın 10 dakikada giyip hazırlanabilirsiniz..
Kimono çok meşakkatli, çok zor olduğu için en az 2-3 kişiyle giyilen kıyafet gibi değil bu.
Bir tek saçlarda yardım alabilirsiniz:) Genelde kızlar bu tür günlerde bir evde toplanıp, hep birlikte giyinip, birbirlerinin saçlarını ve makyajlarını hazırlamada birbirlerine yardım ederler.
Okuldan çıktıktan sonra bir arkadaşın evinde buluşma ayarlanıp hazırlanıp hep birlikte tur atmaya çıkarlar.

28 Nisan 2016 Perşembe

Japonya'da Golden Week ( Altın hafta) tatili..

Japonya'da yaşayan ve japonya'ya ilgisi olanlar bilir.
Japonya'da iki büyük resmi tatil vardır.
Bizim "Ramazan Bayramı" ile "Kurban Bayramı" gibi iki büyük resmi tatil gibidir.
1. Golden Week "ゴールデンウィーク" (Altın Hafta)
2. Obon "お盆" (Fenerler Bayramı). Yarın 4. Ayın 29'u. Yani golden Week tatili başlıyor.
Golden Week, yani altın hafta'nın japonlarda anlamı nedir? Neden kutlanır?
Neden resmi tatil olarak geçer?
4. Ayın 29 la başlayıp, 5. Ayın 5' ne kadar bir çok resmi kutlamalar,
Peş peşe gelmesinden dolayı Altın hafta doğmuştur.
4/29 Japonya'nın eski krallarından biri olan "Hirohito-裕仁" nün doğum günü olması.
Doğum gününün ertesi günleri cumartesi, pazar'a denk gelmesi..
5/2' sinde işçi bayramı.. Birçok ülke'de oldugu gibi japonya'da da işçi bayramı kutlanıyor..
5/3' nde "Anayasa" nın kuruluşunun yıldönümü..
5/4' nde "Midori No hi-みどりの日" yeşil gün olarak kutlanıyor.
Yeşilliğin, ormanların insanlar için ne kadar önemli olduğunu göstermek için heralde yeşil gün olarak kutluyorlar.
5/5' nde de "Kodomo No hi-こどもの日" çocuk günü olarak geçiyor.

Her ne kadar bizim 23 Nisan gibi bir anlam taşısa'da şölen şeklinde kutlamalar olmuyor.
Bu kadar önemli bir çok gün ard arda gelince japonlar için bu bir hafta altın değerine geliyor:)
Japonya'da büyük tatiller, turlar, yurtdışı ve içi tatilleri golden week'e denk getiriliyor.
Bir tatil merkezinde günlük kalma ücreti 7-8 bin yen'ken. Golden Week de 10-12 bin yen'e kadar çıkıyor. Ama bu bir hafta süren tatili evde boş boş geçirmek yazık, günahtır:)
Çünkü japonlar haftanın 5-6 günü. Günün 8-12 saati çalışırken, tüm şirketler, fabrikalar, okullar bu hafta içinde resmi tatil yaparken bunu fırsat bilmemek enayilik demektir:)
Golden week bu sene 10 günlük tatile denk getirilmiş.
O yüzden Japonya'da erken rezervasyon önemi çok çok önemlidir:)
Örneğin yarından itibaren çıkılacak tatil yerini geçen seneden rezervasyon yaptırıp gidilir.
Öyle 3-5 gün kalaya kalırsanız ortada kalmış demeksiniz:))
Artık fazla ödeyelim, ne yapalım gidelim hadi demeye de gelmiyor.
Odalar full dolu. Restmen yer bulamıyorsunuz hiç bir otel'de, pansiyon'da.
Yerler en az 6 ay öncesinden kapılmış. Hani şans eseri birinin işi çıkar,
çocuk ateşlenir rezervasyon iptal olur. Odanın biri boşalır. O bir şans meselesi.
Telefonun başında oturup tek tek aramanız gerekebilir:)o da sizin kişi sayısına uyuyorsa?
Yılın 12 ayı çalışıp 1 hafta tatil edilmesi japonlar için bulunmaz bir fırsat.
Özellikle de yurt dışı seyahati için. Yoksa iş'ten en fazla 3 gün  üst üste izin alınabiliyor.
Öyle Türkiye gibi başım ağrıyor, eşim hasta, babaannem vefat etti diye zırt pırt izin vermez japon şirketleri..
Ateşin 39 olsa da orada önemli bir kıdemdeysen hele de o halde işinin başında olman şart.
Hani bebekli ve küçük çocuklu anneler biraz daha şanslı olabiliyor.Bende küçük bebekli çalışan anne olarak zorlandım.
Yeri geldi akşamdan çocuk ateşlendi sabah erkenden telefon açmak zorunda kaldım.
Yeri geldi iş arası ana okulundan veya ilkokul'dan telefon gelip çocuk ateşlendi.
Hemen gelip çocuğunuzu alın dendi.. Gerçekten de çok zor bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz..
Ama çaresiz size izin vermek zorundalar. Çünkü mülakatta çocuklu olduğunuzu belirtiyorsunuz.
Ve sizi o şekilde de kabul ediyorlar. Çocuğa birşey olsa işyeri sorumlu olur.
Bende her yıl altın haftası ile oboun tatilini dört gözle bekleyen.
6 ay evvelisinden tatil beldelerinden rezervasyon yaptıran bir çalışanım:)

4/29'dan 1-2 gün öncesi, bütün tren istasyonları, otobüs terminalleri, havaalanları tıka basa insan kaynıyor.
Uçak hariç diğer hepsinde saatler süren yolculukları ayakta yapma ihtimaliniz çok yüksektir. Bir keresinde çok iyi hatırlıyorum.
Wakayama daki tatil beldesine giderken 2 saati geçkin yolculuğu ayakta ve yere oturarak yapmıştım :) Sadece ben değil.
Çoğu insan ayakta saatlerce uzun yolculuk yapmıştık.
Büyük bir eziyet olmuştu o yolculuk bize.
Ha bu arada size önemli bir hatırlatmayı boynumun borcu olarak bilir, sizi uyarmak istedim.
Sakın ha sakın japonya seyahatinizi, iş görüşme tarihlerinizi 4. ayın sonu, 5. ayın başına ve 8. ayın 12~17 leri arasına denk getirmeyin. Bu tarihler arası bütün sokaklar, caddeler, resmi kuruluşlar, şirketler bomboş olduğundan kimseyi bulamazsınız.
Uçak fiyatları tavan yapmış zamanda uçuk fiyatlara bilet almış olursunuz.
Tatil beldelerinde tatilinizin bedeli iki katına çıkartmış yada yer bulamama sorunu yaşarsınız.
Bu tarihler dışında bir tarih seçmenizde fayda var.
Birde yılbaşı tatiline de denk getirmemeye çalışın :)
Yılbaşı tatilide japonlar için 3 günlük büyük resmi tatil demektir.
Ülkemizde bu tarihler arası japon türist daha fazla olur. Dikkat ettiyseniz :)
Bu arada Japonya'da Yaz tatilini ucuza getirmenin yolları
konumuzuda okumanızı tavsiye ederim :) size bir faydası olacağına inanıyorum :)

27 Mart 2016 Pazar

Osakalı Türklerin Bayram kutlamaları.

Japonya'ya ilk geldiğim yıllarla şimdiki zamanı karşılaştırıyorum'da şükürler ediyorum.
Allahım kimseyi yalnızlıkla sınama diyorum. Çok yalnız kaldım. Arkadaşsız,komşusuz.
5 sene kadar tek başınaydım. Yavaş yavaş "Fetullah Gülen" cemaati gelmeye başladı.
Osaka'da "Türk Okulları" açıcaz dediler. Yotsubashi'de "Abroad international School"
Adı altında iki sınıfılık okul açıldı. Zamanla "Osaka Türk Kültür Merkezi" ne de dönüşüldü.
Sonra ikisini birbirinden ayırıp bir şirket altında hala yürütülüyor.
Zamanla, okul öğretmenleri, okul müdürü ve kültür merkezi çalışanları gelmeye başladı türkiye'den.
Her yıl 2-3 aile çoğalmaya başladı.
Eskiden, 50 kadar kişiydik. Olduk 200-250 falan.
Türk restaurantları çoğaldı. Bekar arkadaşlar ailelerini de getirmelere başladı
Derken Namba'da oldu küçük bir Türkiye:)
Birde her yıl, THY çalışanları da aileleriyle gelip yerleşip, tayini çıkıp gidiyor.
Cemaat toplantıları,kutlu doğum kutlamaları, mevlitler,ilkbahar Pikniği,ufak tefek nişan-düğünler.
Geneli Türk Kültür Merkezi adı altında haberlesiliyor ve toplanılıyor.
Ramazan bayramında bir kaç arkadaş bayramlaşıyoruz. Kültür merkezine gidiyoruz bayramlaşmaya.
Eve bisikletle 5 dakikalık mesafede.


Orada tam karşısında "İstanbul Konak" Türk restaurantı da var. Rıza abimiz.
Onun elini öpmeye gideriz her sene:) sonra Nipponbashi'de "Karakuş" kebapçısı na uğrarız.
Bahattin abi, Mehmet, gaffar abi. Kendimizce günün  yarısı kadar bayram kutlaması olur.
Hemen bitiyor bizim buralarda bayram. Öyle 3-4 gün bilmeyiz. En fazla 3 saat:)
Ama kurban bayramı daha güzel geçer osaka'da. Kültür merkezi sitesinde yayın yapar.
Genelde Bayramın 3. Günü "Nagahori belediye toplantı salonları" nda toplanılır.
"Osaka"," Kobe","Kyoto","Nara","Himeji","Nagoya"
Bu 6 çevre şehir bir araya geliyoruz. (Bütün herkes olmuyor haliyle)
Japon-Türk karışık kalabalık oluyor.Japon gelin ve damatlarımız, iş arkadaşlarımız.
İlk önce kültür merkezi çalışanları, japonca Japonlara kurban bayramının önemini ve neden kutlandığını açıklayan bir sunum gösterisi yapıyorlar. Sunum'dan sonra müzik şöleni oluyor.
Sonra çocuklar çıkıyor sahneye. İlahiler okuyorlar hep birlikte.
Sonra çocuklara hediyeler dağıtılıyor. Sevinsinler diye :)

Bayağı da çocuk varmış:) gösteriler bittikten sonra yiyecek içecek büfesinin önünde sıraya giriliyor:)
bazı seneler türk kültür merkezi tüm yiyecekleri tek başına üstleniyor.
Bazen'de biz türkler aramızda görev paylaşımı yapıyoruz.
Kimi tatlı yapıyor, kimi börek, kimi pilav, kimi salata.
Sadece kurban kavurma işini kültür merkezi hazırlıyor. İçecekleri de bölüşüp alıyoruz.
Giriş bedava. Eğer ki kurban bayramında osakadaysanız kesinlikle haber alın merkezden.
Bu sene bayramlaşma kutlaması varmı diye öğrenin.
Ancak bu şekilde ulaşabilirsiniz bizlere:) hepimiz oradayız duyurulur:)
Resimlerde az görünüyoruz farkındayım. Çünkü sonradan resim çekmek aklıma geliyor hep:)
Kusura bakmayın:) bazı seneler olmuyor bayram kutlaması. Eğer osakadaysaniz ve o sene yoksa şansınıza küsün:))

9 Mart 2016 Çarşamba

Kyoto'da Türk Gecesi

Japonya "Türkiye konsolosluğu" ile Kyoto Belediyenin ortak  çalışmalarıyla düzenlenen "Türk Gecesi" ne katıldık..
Ziyaretçi olarak değilde, Türk katılımcılar olarak oradaydık.
Ben, türk motifleri, Oya, Dantel Stantı ile ilgilendim.
Diğer arkadaşlarım, Maraş dondurması ve Türk kebabı Stantı açtılar.
Sponsor olarak, "Türk Hava Yolları" geldi. Yine arkadaşımız olan Fatih bey vardı o stant'da.
Çok büyük bir organizasyon düzenlemişler..
İleri gelen japon iş adamları, türk konsolosumuz, japon konsoloslar, Kyoto belediye başkanı ve bakanlar hepsi oradaydı..
Keihan'la 45 dakikada gittik Kyoto'ya.Namba'dan Temmabashi'ye, oradanda Keihan'a binip gittik.
Sadece gidiş 1000 yeni tutmuştu. Gidiş, geliş 2000 yen civarı.
Saat öğlen 13:00 gibi oraya vardık. Eşyaları indirip herkes kendi stantını kendi kurdu.
Ben bana ait oya, Dantel  işlerimi ve Osaka türk kültür merkezinin küçük bir şubesi sahibi
Kamil beyin getirdiği hediyelikleri serdim.
Diğer şehirlerden gelen, Halıcılar, Hediyelikciler, Kyoto türk kültür merkezi üyeleri..
Küçük bir Türkiye, mahmut paşa olmuş sanki burası:)
İki günlük bir festival'di. İki gün üst üste Namba'dan Kyoto'ya gidip geldim çocukla:)
Bir çok şehirden, türk dans hocalarından eğitim almış Japonlar'da, hünerlerini sergilediler tüm gece:) süper becerikli Hatunlar vardı:)
İlk girişte, türkiye'den bir çok fotoğraf sergisi vardı. Türk insanı ve doğal güzelliklerini sergilemişler..
Hemen karşısına büyük pankartlarla THY nin afişleri vardı:)

Kulağa çok güzel bir türk müziği, buruna nefis türk tatları geliyordu..
Sanki panayır meydanı gibiydi.
Japonlar nereye saldıracağını şaşırmış durumdaydılar:)
Saat 11 gibi kuyruk oluşmaya başlamıştı girişte. Hemen  açmadılar kapıları.
Öğle gibi çoğalan kalabalığı, akşam 17:00 de kapıları açarak içeriye Buyur ettiler.
Ben yanıma tatlişkomu getirmiştim:) çünkü sabah 11 gibi çıkmıştım evden
Akşam 11 gibi eve varacaktim. Çocuğu bırakmadım kimseye.
Hemde türk festivaline hiç katılmamıştı..
Gece sonunda Havai Fişek Gösterileri düzenlendi. Gökyüzü pırıl pırıl.
Türk müzikleri, mehter marşı ve lazer gösterisi düzenlendi..
Maalesef stant çalışanı olarak bir türlü konsolosumuzla görüşemedik.
Geldi stantları gezdiler fakat başım kalabalıktı:)
Yoğun ilgiyle karşılaştık. Hiç beklemiyordum bu kadar ilgiyi.


15 Şubat 2016 Pazartesi

Japonların farklı Sevgililer Günü

14 Şubat Sevgililer günü diyince aşık olduğun kişi gelir aklına değil mi?
Sevgilin, nişanlın, erkek/kız arkadaşın veya eşin.
Zaten başka şey olur mu canım diyorsunuzdur eminim:)
Japonya'da bu dediklerimin yanı sıra iş arkadaşına, patronununa, sınıf öğretmenine hatta baba ve abiye'de sevgililer günü hediyesi veya çikolatası verildiğini söylesem ne dersiniz?
Hadi canımm dediğinize adım gibi eminim:)
Evet japonlar bu günü dünya'dan çok farklı kutluyor.
Adı sevgililer günü " Valentine's Day - バレンタインデー " olarak geçiyor elbette japonya'da ama sevdiğin, samimi bir erkek arkadaşına da bir çikolata alıp verebilirsiniz.
14 şubat'ta kızlar erkeklere çikolata veriyor.
Eğer çok samimi bir arkadaş değilse, iş veya okulda, hazırda alınabiliniyor.
Kız, hoşlandığı bir erkek varsa bir adım atmak için o kişiye elleriyle hazırlıyor bu çikolatayı.
Çok sevdiği öğretmenine, çok samimi bulduğu erkek arkadaşlarına da elleriyle hazırlar.
Kalbinden ve gönlünden geçtiği gibi şekil verir.
Eğer o erkek de kıza karşı boş değilse 14 Mart  "White Day-ホワイトデー" yani 'Beyaz gün'de erkekler kızlara 14 Şubat'ın karşılığı gelir.
Eğer çocuk boşsa kıza karşı, o erkekden çikolata gelmemişse cevabı hayır demek oluyor.
Ama o kişi öğretmenin veya samimi normal bir iş veya okul arkadaşıysa teşekkür hediyesi olarak verebilir.
Ama erkeklerden pek karşılık beklemeyin derim bu durumlarda:)
Yalnış anlaşılmalara yol açmamak için de karşılık vermeye bilirler:)
14 şubat, erkeklerde bir gurur meselesine dönüşmüş durumda:)
Bakalım bu sene bana kim çikolata verecek?
Benim 3, şu arkadaşımın 10 sevgililer günü  çikolatası olmuş diye birbirlerine rakip olma durumuna da düşüyorlar:)


Yemek kursları, yılda iki kez bu iki gün için özel sınıflar açıyor.
El yapımı çikolata veya kurabiyeleri kurslarında kursiyerlerine öğretiyorlar.
Japonlar bu özel günlere çok önem verirler.
Hatta dört gözle beklerler desek yalan olmaz:)
Tüm dünya, özelliklede bizim ülkemizdeki gibi kalpli balonlar, takılar, mesajlar pek yok.
Çoğunlukla el yapımı çikolata veya küçük boylarda yaş pasta, kurabiye gibi vs. oluyor.
Çok çirkin ve kiloluysa sırf bu zamanlarda kendilerini çok ezik görüyorlar.
Çünkü çevresi bu tür özel günlerde onu takipe almış durumda!
Acaba biri bunada sevgililer günü çikolatası verecek mi?
Ne kadar çikolata o kadar karizma anlayacağınız.

Birde bunun karşılığı var.
14 Mart White Day ( Beyaz gün )
Bu henüz bizim ülkemizde kutlanılıyor mu bilmiyorum?
Şimdi sıra geldi çikolata aldığınız kıza iadeyi ziyarete:)
Bu seferde özellikle okullardaki kızlar arasında bir rekabet başladı:)
Kızlar bu konuda daha hırslı:) birbirlerine aldıkları white day hediye sayısını söylüyor:)
Bayağı bir kızışıyor aralar:) erkekler çikolata veya yaş pasta veriyor kızlara.
Kendisinden hoşlandığını 14 şubatta anladığı kıza cevap olarak hediyesinin karşılığını verme zamanı geldi çattı:)
Cevap güzel bir el yapımı kalpli çikolata:)
Eğer beklediği bir kızdan bir hediye gelmemişse, bu sefer erkekler bir adım atmak için kolları sıyırıp giriyor mutfağa:)
O göndermedi, demekki duygularımdan habersiz diyor:)
Özellikle 14 mart bekleniliyor. Bir nevi ilanı Aşk yapmak için:)
Fırsat bu fırsat diye cesaretini toplayıp, herkesin önünde kıza hediyesini uzatıyor.
Eğer kızda ondan hoşlanıyorsa hediyeyi kabul ediyor.
Eğer kız hoşlanmıyorsa ümit vermemek için hediyeyi kabul etmiyor.
Bu kıza prestij kazandırıyor o sınıfta ama erkeği de rezil ediyor:(
Sevgililer gününde bu durum pek olmuyor.
Erkekler kızlardan alıyor hediyelerini.
Ama kızlar öyle değil işte:)
Birde, aile ve akraba arası sevdiğin kişiye (baba, abi, dayı, amca) verdiğin çikolata da aynı şekilde 14 Mart'ta kızlara veriliyor.

İlk japonya'ya geldiğim yıllar, eşim'de iş arkadaşları bayanlardan çikolata alıyordu.
Çok kez kızıp bağırmıştım adama:) bu kız senden mi hoşlanıyor?
Hayırdır? Adamcağız kem küm etsede bana anlatamıyordu bu durumu:)
Sonralarda bende çalışınca iş yerindeki erkek arkadaşlardan çikolata almalara başladım ve şaşırdım noluyozzzz:))
Evli olduğumu biliyorlardı canım :p
İlk yıllarda cidden şaşırmıştım! Alışmak zor gelmişti bana.
Hala'da garipsemiyor değilim bu karşılıklı saçma hediyeleşmeyi:)

9 Şubat 2016 Salı

Japonya'da Doğum günü partisi

Ana okulundayken hep ailecek doğum günü kutluyorduk.
Dedik bu sene ilkokul arkadaşlarıyla birlikte kutlasın.
15 gün önceden planladım. Okula gittim oğlansan habersiz arkadaşlarıyla gizli gizli konuştum.
Hepsine süpriz doğum günü yapacağımızı söyledim.
Hamza'ya sakın söylemeyinde, hissettirmeyinde aramızda sır dedim:)
Sağolsun hepside çok güzel sır saklıyorlarmış:)
Son iki gün kala yine gidip hatırlattım ve o günün planını anlattım:)
Çocuklar, O gün hamza'dan önce okuldan çıktılar. Evlerine gidip üzerini değiştirip, ebeveynleri çocukları  bize getirdiler.
Sessiz sakin odada beklediler:) hamza'da onlardan yarım saat sonra geldi.
Zile bastı, kapıyı açtım. Hiçbir şey yokmuş gibi gel dedim açtım kapıyı, aldım çantasını.
Çeketini çıkarttırdım odaya doğru yürürken ilk önce süsleri farketti peşinde çocuklar sürprizzzzz diye bağırarak odadan fırladılar.
Bizimki şok oldu! Dondu kaldı:)
Daha demin okuldaydınız ne çabuk giyinip geldiniz dedi:)


Çocuklar ilk kez bir doğum günü partisine gelmişler. (Japonya'da doğum günleri sadece aile arası kutlanıyor) onca sene iki çocuk doğurdum, büyüttüm ikisininde arkadaşlarından biri bile kutlama yapmadı.
Bizimkilerde gitmedi öyle bir partiye.
Çok samimi arkadaşlar birbirlerinin doğum günlerini bilir. Sessiz sakince hediyesini alıp verir.
Japonlarda hediyeleşme çok önemlidir.
Yılbaşlarında ve doğum günlerinde ve valentine da yılda üç kez karşılıklı hediyeleşirler.
Yıllarda geçse hiç aksatmadılar. Çok güzel bir gelenek.

O gün çocuklara birşeyler hazırladım. Kısır yaptım, poğaça, kurabiye, patates salatası, börek kızarttım.
Belki yadırgarlar bu tatları diye onlar için japon aburcuburları da koydum masaya.
Pastasını da kendim yaptım. Ne yadırması, silip süpürdüler tüm hazırladıklarımı:)
Malum okuldan aç geldi hepsi. Onlar içinde çok iyi bir değişiklik oldu. 2 senede bir tekrarladık biz bu partileri:) Ama onlar bir kez bile yapmadılar.
Alçak gönüllülükten mi bilinmez? Acaba biz mi gösterişi, abartmaları seviyoruz?:)

İnanın hepsi de o kadar saygılı ve terbiyelidiler ki, ne bir şımarıklık ne bir taşkınlık yaptılar.
Planlı bir şekilde dans edip, yiyip içip eğlendiler.
Sonra akşam 7'de yani 2 saat gibi sonra tek tek aileleri gelip aldı çocukları. Tek başlarına kolay kolay gitmezler bir yere.

Youtube Kanalima Abone Olun

Sosyal Medya Kanallarimdan da Beni Takip eddebilirsiniz