Hakkımda

Merhaba arkadaşlar,
Geç kalınmış olsa da blog açmayı başarmış durumdayım :)
Ben Aysel seyhan..  Aslen çorumlu; fakat doğma büyüme İstanbul/Süleymaniyeliyim.
24 yaşında 3 yıllık evliyken eşim iş vasıtasıyla japonya'ya gitti.
Ondan 18 ay sonrada benle oğlum taşınmak zorunda kaldık:)
Zorunda kaldım dediğim için merak etmişsinizdir eminim:) nedeni aşağıda yazıyor:)
Japonya'da yaşadığım ilk gün den şu güne kadar neler yaşamışım?
Neler görmüşüm? Nelerle karşılaşmışım?
Ömrümün yarısını geçirdiğim Osaka...

Eşim aşçılıkla uğraşıyor.
İstanbul'da çeşit çeşit oteller de, restaurantlar da, lokantalar da, tablotlar da çalışıyordu.
Evimiz kira ve yeni evlenmiştik..
Bir tane oğlumuz oldu..
2 sene kirada kaldıktan sonra babam kendi binasında bir daire yapıp bizi içine koydu.
Gül gibi geçinip giderken bir yan'dan da eşim yurt dışı işlerine bakıyordu.
Almanya, Fransa, Belçika diyip durdu. Ben kabul etmiyordum.
Çünkü çocuk küçüktü tek başıma nasıl bakabilirdim?
Oğlumun toz'a allerjisi vardı!.
Hava veriyordum evde.
Adam yurtdışına çıkarsa sigorta da kesilecekti?

Öyle böyle 2 sene kaldık baba evinde..
Bir gün geldi ve bana japonya'ya gidiyorum dedi!!
Ben bakakaldım... Nere dedin???
Japonya neresi? Dünyanın neresinde?
20 sene önce bilinmeyen bir ülkeydi bizim memlekette..
Kavgalar, dövüşler, bağırmalar, çağırmalar.. Öyle böyle bir kaç ay geçti..
Kağıtlarını yapmış bana hissettirmeden :) ve O gün geldi çattı!
Bu pasaportum, bu vizem, bu uçak biletim diye koydu önüme...

Yıl 2000-5-8 idi...
öyle böyle kırgın ayrıldık.. Konuşmadım bir süre, cevap vermedim telefonlarına..
Çünkü 2 yaşında bir çocukla bırakıp gitmişti bizi istanbul'da..
Sonra sonra konuşmalara, özlemelere, mektuplaşmalara başladık :))
1 sene kalacaksın ozaman.1 sene sonra ev parasını biriktirip geleceksin geri söz mü dedim??
Söz dedi!..
Yaz geldi, kış geçiyor, tekrar yaz geliyor ama adam geri gelmiyor.......
Ev parasını da biriktirdin neden gelmiyorsun demelere başladım ben...
O da; maaşım çok iyi, yerim iyi, biraz daha biriktiricem dedi..
1,5 seneyi geçiyor du ama adam geri dönmeyi istemiyor du hiç..
Ya gelirsin ya da bizi de yanına alırsın demelere başladım..
Aslında onu geri getirmekti niyetim belki cayardı'da tamam geliyorum artık derdi bana..
Bu arada bende böbrek rahatsızlığım var..
2. çocuk yasaktı bana ve ömür boyu kontrol altında kalmam gerekliydi..
Eşim aradı bir gün beni ve bana röntgen filmlerimi, raporlarımı postayla göndermemi istedi.
Oradaki nefroloji doktoruna göstermek için..
Gönderdim orda bir doktora göstermişler. Doktor'da hasta burada olmadan birşey yapamayız demiş. Biz sıfırdan araştırıp kontrol etmek istiyoruz demişler...
Eşim beni aradı. Pasaportları çıkart sizi buraya getirecem dedi..
Ben şoklardayım.. Adam geldi gelecek derken biz gidiyoruz japonya'ya?
Baktım çaresi yok... Ya kocasız yıllar geçirecem, çocuk'da babasız..
Ya'da koca'nın yanına tıpış tıpış gidecektim..

Eşimin dayısı yeni evlendiğinde kuveyt'e gitmiş. 30 yıldır orda hala..
Eşi ve iki kızı istanbul'da!
Onlar gözümün önüne geldi ve o hırsla doğruca karakolun yolunu tuttum :))
Hemen gittim oğlanla benim pasaportları çıkarttım..Eşimde izine geldi.
O ara'da da kız kardeşimin düğünü olacaktı.. Hem tatile hem'de düğüne gelmiş oldu..
Düğünü'de yaptık çok şükür.. Biz'de düğün'den bir hafta sonra bütün eşyaların üzerini örtük, kap kaçakları koliledik, kapıya kiliti vurduk ve Atatürk hava alanına doğru yola çıktık..
Ama bende nasıl bir heyecan! Nasıl bir korku! Nasıl bir tedirginlik! nedenmi??
Japonları hiç tanımıyorum. Yamyam mı?:) Adam mı yer?
Bir japon korkusu sardı bende saçmaca :))
İşte bindik gidiyoruz.. İstanbul'dan Osaka'ya kadar 11 saat sürüyormuş uçak..
Osaka'nın kansai hava alanı. Aşağı bir baktım ilk gördüğüm şey bu manzara oldu..
Elim ayağım titredi. İlk kez uçağa binmişim, ilk kez uçak iniyor, ilk kez yurtdışı'na çıkmıştım.
Karma karışık duygular içindeyim..
Ne yapacağımı şaşırmış vaziyette uçak indi..
Çıkıyoruz kapıdan!
Pasaport kontrolünden geçicez ama biz den büssürü şey yazmamız gereken bir kâğıt verdiler..
Japonca yazıyor!! Altında'da ingilizce...
Ne anlarım japonca'dan, ne anlarım ingilizceden :))
Yardım alarak bir saati buldu 3 kişiyiz ya ancak :))

Neysem geçtik gümrükten. Etraf metaller, çelikler, şatafatlı mağazalar, ışıklı, pırıltılı dükkanlar.. Ağzım açık etrafa bakarak valizleri aldık.. Çıkış kapısından çıkıyoruz..
Kocaman, şatafatlı hava alanında arka kapıdan çıkarmış gibi küçücük basit bir yan kapıdan çıktık.. Bizim Atatürk hava alanında ki gibi ana kapı yokki kocamannnnn.
Önünde 100 lerce insan topluluğu yok :))
Neyse çıktık kapıdan. 3-5 kişi bekliyor tanıdıklarını..
Bizide eşimin patronu arabasıyla almaya gelmiş sağolsun..
Tanıştık selamlaştık, eşyaları yükledik araba'ya gidiyoruz..
Nereyemi? Yeni hayatıma..

Yeni hayatımı merak ediyorsanız, ilk yazılarıma bakın..
İlk günden bu güne tek tek tüm anılarımı anlatım..

      
Bloğumda günlük yayınlar yapamıyorum fakat Instagram/Twitter/Facebook'ta günlük yayınlar vardır. Youtube kanalımda da japonya sokaklarından canlı yayınlar :) Bizi takip edin..

Hiç yorum yok:

Youtube Kanalima Abone Olun

Sosyal Medya Kanallarimdan da Beni Takip eddebilirsiniz